spur
//spɜːr//
Çeviri
mahmuz
Tanım
Spur, genellikle at binicilerinin çizmelerinin topuğuna taktıkları, atı dürtmek veya yönlendirmek için kullanılan metal bir alettir. Bu kelime aynı zamanda bir eylemi teşvik etmek, harekete geçirmek veya hızlandırmak anlamında mecazi olarak da kullanılır. Örneğin, bir kişiyi bir hedefe doğru motive etmek için 'spur' fiili kullanılabilir. Günlük dilde daha çok 'teşvik etmek' veya 'harekete geçirmek' anlamında karşımıza çıkar. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin, bir dağın çıkıntısı), ancak burada en yaygın kullanımı olan 'mahmuz' ve 'teşvik etmek' anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“The rider used his spurs to encourage the horse to gallop faster.”
Binici, atı daha hızlı dörtnala koşmaya teşvik etmek için mahmuzlarını kullandı.
“Her encouraging words were a spur to his confidence.”
Onun cesaretlendirici sözleri, özgüveni için bir teşvik oldu.
“The promise of a bonus spurred the employees to work harder.”
Prim vaadi, çalışanları daha sıkı çalışmaya teşvik etti.
“He felt a sudden spur of motivation and started writing.”
Ani bir motivasyon dürtüsü hissetti ve yazmaya başladı.
“The cowboy's spurs jingled as he walked into the saloon.”
Kovboyun mahmuzları, salona girerken şıngırdadı.
“Competition can spur innovation in the tech industry.”
Rekabet, teknoloji sektöründe yeniliği teşvik edebilir.
“She spurred her team to finish the project ahead of schedule.”
Takımını projeyi programdan önce bitirmeye teşvik etti.
“The lack of progress spurred them to try a different approach.”
İlerleme eksikliği, onları farklı bir yaklaşım denemeye itti.
“He bought a new pair of spurs for his riding boots.”
Binicilik botları için yeni bir çift mahmuz satın aldı.
“The urgent need for change spurred the community into action.”
Değişim için acil ihtiyaç, topluluğu harekete geçirdi.
Eş anlamlılar