skull
//skʌl//
Çeviri
kafatası
Tanım
Kafatası, başın kemik yapısını oluşturan ve beyni koruyan sert, kemiksi bir yapıdır. İnsan ve hayvanlarda baş iskeletinin üst kısmını meydana getirir; göz çukurları, burun boşluğu ve çene kemiklerini içerir. Genellikle ölüm sembolü olarak kullanılan kafatası, anatomi ve tıp alanında önemli bir referans noktasıdır. Günlük dilde 'kafa' ile karıştırılmamalıdır; kafatası kemik dokudan oluşurken, kafa daha geniş bir kavramdır.
Örnek
“The archaeologist carefully unearthed an ancient skull from the excavation site.”
Arkeolog, kazı alanından dikkatlice eski bir kafatası çıkardı.
“A skull fracture can be life-threatening and requires immediate medical attention.”
Kafatası kırığı hayati tehlike oluşturabilir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.
“The pirate flag featured a white skull and crossbones on a black background.”
Korsan bayrağında siyah bir zemin üzerinde beyaz bir kafatası ve çapraz kemikler vardı.
“In biology class, we studied the structure of the human skull and its sutures.”
Biyoloji dersinde insan kafatasının yapısını ve dikiş yerlerini inceledik.
“The doctor examined the X-ray to check for any damage to the skull.”
Doktor, kafatasında herhangi bir hasar olup olmadığını kontrol etmek için röntgeni inceledi.
“Ancient cultures often used skulls in rituals or as symbols of power.”
Antik kültürler genellikle kafataslarını ritüellerde veya güç sembolü olarak kullanırdı.
“The skull of a deer is smaller and more elongated than that of a human.”
Bir geyiğin kafatası, insanınkinden daha küçük ve daha uzundur.
“He felt a sharp pain in his skull after hitting his head on the low beam.”
Alçak kirişe kafasını çarptıktan sonra kafatasında keskin bir ağrı hissetti.
“The museum displayed a collection of fossilized skulls from different prehistoric species.”
Müze, farklı tarih öncesi türlere ait fosilleşmiş kafataslarından oluşan bir koleksiyon sergiledi.
“She wore a necklace with a small silver skull pendant as a fashion statement.”
Bir moda ifadesi olarak üzerinde küçük gümüş bir kafatası kolye ucu olan bir kolye taktı.
Eş anlamlılar