reveal
//rɪˈviːl//
Çeviri
ortaya çıkarmak, açığa vurmak
Tanım
Reveal, daha önce gizli olan, bilinmeyen veya saklanan bir şeyi görünür, bilinir veya anlaşılır hale getirmek anlamına gelir. Genellikle bir sırrı, gerçeği, duyguyu veya fiziksel bir nesneyi (örneğin bir perdenin arkasındaki bir şeyi) göstermek için kullanılır. Bu fiil, hem somut (bir nesneyi ortaya çıkarmak) hem de soyut (bir planı veya niyeti açıklamak) durumlar için uygundur. Resmi ve günlük konuşmada yaygındır; bir dedektifin bir suçu çözmesi, bir arkadaşınızın size bir sırrı söylemesi veya bir sanatçının yeni bir eseri sergilemesi gibi bağlamlarda karşınıza çıkabilir.
Örnek
“The investigation revealed new evidence about the crime.”
Soruşturma, suçla ilgili yeni kanıtlar ortaya çıkardı.
“She revealed her true feelings during the conversation.”
Konuşma sırasında gerçek duygularını açığa vurdu.
“The magician revealed the hidden card with a flick of his wrist.”
Sihirbaz, bileğinin bir hareketiyle gizli kartı ortaya çıkardı.
“The survey revealed that most people prefer working from home.”
Anket, çoğu insanın evden çalışmayı tercih ettiğini ortaya koydu.
“He promised not to reveal the secret to anyone.”
Sırrı kimseye açıklamamaya söz verdi.
“The artist will reveal her new painting at the gallery opening.”
Sanatçı, galeri açılışında yeni tablosunu sergileyecek.
“The DNA test revealed the true identity of the suspect.”
DNA testi, şüphelinin gerçek kimliğini ortaya çıkardı.
“The documentary reveals the harsh realities of life in the war zone.”
Belgesel, savaş bölgesindeki yaşamın acı gerçeklerini gözler önüne seriyor.
“She slowly revealed the present from behind her back.”
Hediyeyi arkasından yavaşça çıkarıp gösterdi.
“The report revealed a significant drop in sales this quarter.”
Rapor, bu çeyrekte satışlarda önemli bir düşüş olduğunu ortaya koydu.
Eş anlamlılar