retain
//rɪˈteɪn//
Çeviri
korumak, muhafaza etmek
Tanım
Retain, bir şeyi elinde tutmak, kaybetmemek veya bir durumu sürdürmek anlamına gelen bir fiildir. Genellikle bilgiyi hafızada tutmak, bir nesneyi fiziksel olarak saklamak veya bir özelliği devam ettirmek için kullanılır. Örneğin, bir şirket müşterilerini elde tutmak için stratejiler geliştirebilir veya bir öğrenci öğrendiği bilgileri uzun süre aklında tutabilir. Bu kelime, resmi ve günlük dilde yaygındır; iş, eğitim ve hukuk gibi alanlarda sıkça karşımıza çıkar. Retain, bir şeyin sahipliğini veya varlığını koruma eylemini ifade eder.
Örnek
“She managed to retain her calm during the stressful meeting.”
Stresli toplantı sırasında sakinliğini korumayı başardı.
“The company offers bonuses to retain its best employees.”
Şirket, en iyi çalışanlarını elde tutmak için ikramiye sunuyor.
“It is important to retain the key points from the lecture.”
Dersten önemli noktaları akılda tutmak önemlidir.
“The old building still retains its original charm.”
Eski bina hala orijinal cazibesini koruyor.
“You should retain a copy of the contract for your records.”
Kayıtlarınız için sözleşmenin bir kopyasını saklamalısınız.
“The lawyer was retained to handle the legal case.”
Avukat, hukuki davayı yürütmek üzere tutuldu.
“Plants retain water in their leaves to survive dry periods.”
Bitkiler, kurak dönemlerde hayatta kalmak için yapraklarında su tutar.
“He retains a strong memory of his childhood home.”
Çocukluk evine dair güçlü bir anıyı koruyor.
“The policy helps retain customers by offering loyalty rewards.”
Politika, sadakat ödülleri sunarak müşterileri elde tutmaya yardımcı olur.
“Despite the changes, the team retained its competitive spirit.”
Değişikliklere rağmen takım, rekabetçi ruhunu korudu.
Eş anlamlılar