restrict
//rɪˈstrɪkt//
Çeviri
kısıtlamak
Tanım
Restrict, bir şeyin kapsamını, miktarını, hareket alanını veya kullanımını sınırlandırmak anlamına gelen bir fiildir. Genellikle kurallar, yasalar veya fiziksel engeller yoluyla bir faaliyetin veya erişimin belirli bir çerçeve içinde tutulmasını ifade eder. Örneğin, bir hükümet belirli bölgelere girişi kısıtlayabilir ya da bir doktor hastanın diyetini sağlık nedenleriyle sınırlayabilir. Bu kelime, kontrol ve düzenleme kavramlarıyla yakından ilişkilidir; bir şeyi tamamen yasaklamaktan ziyade, belirli sınırlar koyarak yönetmeyi vurgular. Günlük kullanımda, hem somut (örneğin hız sınırı) hem de soyut (örneğin ifade özgürlüğü) bağlamlarda karşımıza çıkar.
Örnek
“The new law will restrict the use of plastic bags in supermarkets.”
Yeni yasa, süpermarketlerde plastik poşet kullanımını kısıtlayacak.
“Doctors often restrict patients' salt intake to manage blood pressure.”
Doktorlar, tansiyonu kontrol altında tutmak için hastaların tuz alımını sık sık kısıtlar.
“The company decided to restrict access to certain files for security reasons.”
Şirket, güvenlik nedeniyle belirli dosyalara erişimi kısıtlama kararı aldı.
“Parents may restrict their children's screen time to encourage outdoor activities.”
Ebeveynler, açık hava etkinliklerini teşvik etmek için çocuklarının ekran süresini kısıtlayabilir.
“The government restricted travel to the region due to the outbreak.”
Hükümet, salgın nedeniyle bölgeye seyahati kısıtladı.
“A low fence restricts the dogs from leaving the yard.”
Alçak bir çit, köpeklerin bahçeden çıkmasını kısıtlar.
“The contract restricts employees from sharing confidential information.”
Sözleşme, çalışanların gizli bilgileri paylaşmasını kısıtlar.
“To save water, the city council restricted lawn watering to twice a week.”
Su tasarrufu için belediye meclisi, çim sulamayı haftada iki kez ile kısıtladı.
“His injury restricts his ability to lift heavy objects.”
Sakatlığı, ağır nesneleri kaldırma yeteneğini kısıtlıyor.
“The library restricts the number of books a member can borrow at one time.”
Kütüphane, bir üyenin aynı anda ödünç alabileceği kitap sayısını kısıtlar.
Eş anlamlılar