reconcile
//ˈrekənsaɪl//
Çeviri
uzlaştırmak, barıştırmak
Tanım
Reconcile, genellikle bir anlaşmazlık veya çatışma sonrasında tarafları barıştırmak, aralarındaki farklılıkları gidermek veya bir durumu kabul edilebilir hale getirmek anlamına gelir. Bu fiil, kişisel ilişkilerde, iş hayatında veya soyut kavramlarda (örneğin fikirler, hesaplar) kullanılabilir. Özellikle duygusal bir uzlaşma veya mantıksal bir uyum sağlama sürecini ifade eder. Günlük dilde sıkça kullanılan bu kelime, hem resmi hem de samimi bağlamlarda yer alabilir. Örneğin, bir tartışmadan sonra arkadaşlarla barışmak veya bir muhasebe kaydını doğrulamak için kullanılır.
Örnek
“After a long argument, they finally decided to reconcile.”
Uzun bir tartışmadan sonra nihayet barışmaya karar verdiler.
“It took months for the two friends to reconcile their differences.”
İki arkadaşın aralarındaki farklılıkları uzlaştırması aylar sürdü.
“The accountant had to reconcile the bank statement with the company records.”
Muhasebeci, banka hesap özetini şirket kayıtlarıyla uzlaştırmak zorundaydı.
“She found it hard to reconcile her career ambitions with family life.”
Kariyer hedefleriyle aile hayatını uzlaştırmayı zor buldu.
“The mediator helped the couple reconcile after their separation.”
Arabulucu, çiftin ayrılıktan sonra barışmasına yardımcı oldu.
“He tried to reconcile his past mistakes with his present values.”
Geçmiş hatalarını şimdiki değerleriyle uzlaştırmaya çalıştı.
“The two political parties reconciled their positions to form a coalition.”
İki siyasi parti, bir koalisyon oluşturmak için pozisyonlarını uzlaştırdı.
“It is important to reconcile your personal beliefs with your actions.”
Kişisel inançlarınızı eylemlerinizle uzlaştırmanız önemlidir.
“The siblings reconciled after years of estrangement.”
Kardeşler yıllarca süren ayrılıktan sonra barıştı.
“She could not reconcile the witness's statement with the evidence.”
Tanığın ifadesini kanıtlarla uzlaştıramadı.
Eş anlamlılar