perceive
//pərˈsiːv//
Çeviri
algılamak, fark etmek
Tanım
Perceive, duyular veya zihin yoluyla bir şeyi fark etmek, kavramak veya anlamak anlamına gelir. Genellikle bir durumu, nesneyi veya duyguyu bilinçli bir şekilde idrak etme sürecini ifade eder. Bu kelime, hem fiziksel duyularla (görme, işitme gibi) hem de soyut kavrayışla (bir niyeti veya gerçeği anlama) ilgili kullanılabilir. Örneğin, bir kişinin yüz ifadesindeki üzüntüyü fark etmek veya bir sorunun çözümünü sezmek 'perceive' ile ifade edilebilir. Günlük dilde daha çok 'fark etmek' veya 'sezmek' olarak çevrilse de, resmi metinlerde 'algılamak' daha yaygındır.
Örnek
“She could perceive a slight change in his tone.”
Ses tonunda hafif bir değişiklik algılayabildi.
“Many people perceive him as a trustworthy leader.”
Birçok insan onu güvenilir bir lider olarak algılar.
“I perceive a sense of urgency in her voice.”
Sesinde bir aciliyet hissi fark ediyorum.
“It is difficult to perceive the difference between the two colors.”
İki renk arasındaki farkı algılamak zordur.
“He perceived the hidden meaning behind her words.”
Sözlerinin ardındaki gizli anlamı fark etti.
“Cats can perceive sounds that humans cannot hear.”
Kediler, insanların duyamadığı sesleri algılayabilir.
“She perceived the danger just in time to avoid it.”
Tehlikeyi tam zamanında fark edip ondan kaçındı.
“How do you perceive the future of technology?”
Teknolojinin geleceğini nasıl algılıyorsunuz?
“He perceived a faint smell of smoke in the room.”
Odada hafif bir duman kokusu fark etti.
“Children often perceive the world differently than adults.”
Çocuklar genellikle dünyayı yetişkinlerden farklı algılar.
Eş anlamlılar