peak
//piːk//
Çeviri
zirve, tepe
Tanım
Peak, bir dağın, tepenin veya herhangi bir yükseltinin en yüksek noktasını ifade eden bir isimdir. Aynı zamanda bir sürecin, aktivitenin veya dönemin en yoğun, en başarılı veya en üst seviyede olduğu anı da tanımlar. Örneğin, bir dağcı için zirveye ulaşmak büyük bir başarıdır; bir işletme için satışların en yüksek olduğu dönem 'peak season' olarak adlandırılır. Bu kelime genellikle fiziksel yükseklikleri veya soyut anlamda en üst noktayı belirtmek için kullanılır. Günlük hayatta 'peak hours' (yoğun saatler) veya 'peak performance' (en iyi performans) gibi ifadelerde sıkça karşımıza çıkar. Bu anlamıyla, bir şeyin en üst seviyesini veya doruk noktasını vurgular.
Örnek
“The climbers finally reached the peak after a long and difficult journey.”
Dağcılar, uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından nihayet zirveye ulaştı.
“Tourist arrivals are at their peak during the summer months.”
Turist girişleri yaz aylarında en yüksek seviyeye ulaşır.
“She is at the peak of her career as a professional singer.”
Profesyonel bir şarkıcı olarak kariyerinin zirvesindedir.
“The mountain peak was covered with snow even in July.”
Dağın zirvesi Temmuz ayında bile karla kaplıydı.
“We should avoid driving during peak traffic hours.”
Yoğun trafik saatlerinde araba kullanmaktan kaçınmalıyız.
“The athlete achieved a new peak in his performance last season.”
Sporcu, geçen sezon performansında yeni bir zirveye ulaştı.
“From the peak of the hill, you can see the entire valley.”
Tepenin zirvesinden tüm vadiyi görebilirsiniz.
“Electricity demand peaks in the evening when people come home.”
Elektrik talebi, insanlar eve döndüğünde akşam saatlerinde zirve yapar.
“The company's stock price reached its peak in early 2020.”
Şirketin hisse senedi fiyatı 2020'nin başında zirveye ulaştı.
“He felt a peak of excitement just before the race started.”
Yarış başlamadan hemen önce bir heyecan zirvesi hissetti.
Eş anlamlılar