occasion
//əˈkeɪʒ(ə)n//
Çeviri
fırsat, vesile
Tanım
Occasion, belirli bir eylemi gerçekleştirmek veya bir durumdan yararlanmak için uygun bir zamanı veya özel bir anı ifade eder. Genellikle bir şeyi yapmak için doğan veya yaratılan bir fırsatı, bazen de bir olayın meydana geldiği özel bir anı tanımlar. Bu kullanımda, kelime daha çok bir eylemi gerçekleştirmek için uygun bir zaman dilimine veya bir durumun sunduğu avantaja işaret eder. Örneğin, bir kutlama veya toplantı gibi özel bir etkinlik, bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Örnek
“The wedding was a perfect occasion to reunite with old friends.”
Düğün, eski arkadaşlarla bir araya gelmek için mükemmel bir fırsattı.
“She bought a new dress for the special occasion.”
Özel vesile için yeni bir elbise aldı.
“His promotion gave us an occasion to celebrate together.”
Terfisi bize birlikte kutlama fırsatı verdi.
“I rarely drink alcohol, but I made an exception on this occasion.”
Nadiren alkol alırım, ama bu vesileyle bir istisna yaptım.
“The conference was a great occasion for networking.”
Konferans, ağ kurmak için harika bir fırsattı.
“He used the family dinner as an occasion to announce his engagement.”
Aile yemeğini nişanını duyurmak için bir vesile olarak kullandı.
“On several occasions, she has helped me with my work.”
Birkaç vesileyle işimde bana yardım etti.
“The anniversary was a memorable occasion for everyone.”
Yıldönümü herkes için unutulmaz bir fırsattı.
“We should take this occasion to thank our volunteers.”
Gönüllülerimize teşekkür etmek için bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
“The birthday party was a joyful occasion filled with laughter.”
Doğum günü partisi, kahkahalarla dolu neşeli bir vesileydi.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1belirli bir zaman veya olayBu anlama git
- B2fırsat, vesile(bu sayfa)