obscure

//əbˈskjʊr//

Sıfatlar
B2

Çeviri

anlaşılması güç, belirsiz

Tanım

Obscure, bir şeyin açıkça görülmemesi, anlaşılmaması veya bilinmemesi durumunu ifade eder; genellikle karmaşık, az bilinen veya net olmayan kavramlar için kullanılır. Bu sıfat, bir metnin, fikrin veya durumun kolayca kavranamadığı, üstü kapalı veya muğlak olduğu anlamına gelir. Günlük dilde, bir konunun uzmanlık gerektirmesi veya yeterince aydınlatılmamış olması nedeniyle anlaşılmasının zor olduğunu vurgulamak için tercih edilir.

Örnek

  • The professor's explanation was so obscure that most students left the lecture confused.

    Profesörün açıklaması o kadar anlaşılması güçtü ki çoğu öğrenci kafası karışmış bir şekilde dersi terk etti.

  • She referenced an obscure poem from the 18th century that no one in the room had heard of.

    Odada kimsenin duymadığı, 18. yüzyıldan kalma belirsiz bir şiire atıfta bulundu.

  • The meaning of the ancient ritual remains obscure to modern historians.

    Antik ritüelin anlamı modern tarihçiler için hâlâ belirsizliğini koruyor.

  • His motives for resigning were obscure, leading to much speculation among his colleagues.

    İstifa etme nedenleri belirsizdi ve bu da meslektaşları arasında birçok spekülasyona yol açtı.

  • The documentary focused on an obscure species of frog found only in a remote rainforest.

    Belgesel, yalnızca uzak bir yağmur ormanında bulunan, az bilinen bir kurbağa türüne odaklandı.

  • Legal documents are often written in obscure language that confuses the average person.

    Yasal belgeler genellikle sıradan bir insanın kafasını karıştıran, anlaşılması güç bir dille yazılır.

  • The artist's early works are obscure and rarely exhibited in galleries.

    Sanatçının ilk dönem eserleri belirsizdir ve galerilerde nadiren sergilenir.

  • He gave an obscure answer that didn't clarify the situation at all.

    Durumu hiçbir şekilde netleştirmeyen, muğlak bir cevap verdi.

  • The origins of this tradition are obscure, with no written records to trace them.

    Bu geleneğin kökenleri belirsizdir ve onları izleyecek yazılı kayıt yoktur.

  • In the dim light, the path became obscure and hard to follow.

    Loş ışıkta yol belirsizleşti ve takip etmesi zorlaştı.

Eş anlamlılar

muğlak
kapalı
karmaşık
anlaşılmaz
bilinmeyen

Diğer anlamlar

  • B2
    anlaşılması güç, belirsiz(bu sayfa)
  • C1
    az bilinen, gözden uzakBu anlama git

İlgili kelimeler

alien

yabancı, alışılmadık

Sıfatlar
Toys

Alien, bir ortama veya kişiye yabancı olan, alışılmadık veya uyumsuz nitelikteki şeyleri tanımlar. Bu kullanımda, kelime fiziksel bir uzaylıdan ziyade, bir durum, fikir veya duygunun kişiye tuhaf, tan…

affirmative

olumlu

Sıfatlar

Affirmative, bir şeyin doğru olduğunu onaylayan, kabul eden veya olumlu yönde ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir soruya veya önermeye verilen 'evet' yanıtını belirtir. Örneğin, askeri veya resmi…

reckless

pervasız, dikkatsiz, umursamaz

Sıfatlar

Reckless, bir kişinin eylemlerinin olası tehlikelerini veya sonuçlarını düşünmeden hareket etmesi durumunu tanımlar. Bu sıfat, genellikle risk almaktan çekinmeyen, tehlikeli davranışlar sergileyen vey…

minor

yan dal

İsimler

Minor, üniversite eğitiminde bir öğrencinin ana dalının (major) yanı sıra ikinci bir alanda, daha az sayıda ders alarak elde ettiği akademik uzmanlık derecesidir. Genellikle öğrencinin ilgi duyduğu an…

absolute

mutlak

Sıfatlar

Absolute, İngilizcede 'mutlak' anlamına gelen bir sıfattır. Bir şeyin hiçbir sınırlama, koşul veya istisna olmaksızın tam ve eksiksiz olduğunu ifade eder. Genellikle kesinlik, tartışılmazlık veya evre…

apparent

belirgin, görünür, açık

Sıfatlar

Apparent, bir şeyin kolayca fark edilebilir, anlaşılabilir veya gözle görülür olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir durumun, gerçeğin veya özelliğin dışarıdan açıkça belli olması anlamında…

even

eşitlemek

Fiiller

İngilizce 'even' fiili, bir şeyi düz, pürüzsüz veya eşit hale getirmek anlamında kullanılır. Bu kullanımda, genellikle bir yüzeyi düzleştirme, bir skoru dengeleme veya bir durumu adil kılma eylemini i…

exact

tam, kesin, aynen

Sıfatlar

Exact, bir şeyin hiçbir eksik veya fazlası olmadığını, tam ve kesin olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle ölçümler, zaman, miktar veya bilgi gibi somut kavramlarda kullanılır. Örneğin, bir adre…

fair

oldukça, epey, hatırı sayılır

Sıfatlar

Fair, bir şeyin miktar, büyüklük veya kalite açısından beklenenin üzerinde, oldukça iyi veya epeyce olduğunu belirten bir sıfattır. Genellikle olumlu bir vurguyla, bir durumun veya nesnenin niteliğini…

fit

nöbet (epilepsi vb.)

İsimler

Fit, tıbbi bağlamda, özellikle epilepsi gibi durumlarda görülen ani ve kontrol edilemeyen kas kasılmaları, bilinç kaybı veya anormal davranışlarla karakterize kısa süreli bir nöbet türüdür. Bu terim,…