manipulate
//məˈnɪpjuleɪt//
Çeviri
manipüle etmek
Tanım
Manipüle etmek, birini veya bir şeyi kendi çıkarları doğrultusunda, genellikle hileli veya dolaylı yollarla etkilemek veya yönlendirmek anlamına gelir. Bu fiil, kişilerin duygularını, düşüncelerini veya davranışlarını kontrol altına almak için kullanılan sinsi taktikleri ifade eder. Günlük dilde sıklıkla olumsuz bir çağrışıma sahiptir ve bir kişinin başka birini kendi isteği dışında bir şey yapmaya ikna etmesi durumlarında kullanılır. Örneğin, bir yöneticinin çalışanlarını suçluluk duygusuyla çalıştırması veya bir arkadaşın sürekli iltifat ederek birinden iyilik koparması manipülasyon örnekleridir. Bu kelimenin teknik bağlamlarda (örneğin, bir aleti ustalıkla kullanmak) farklı anlamları da bulunmaktadır.
Örnek
“He tried to manipulate her into lending him money by playing on her sympathy.”
Onun sempatisini kullanarak onu kendisine borç para vermeye manipüle etmeye çalıştı.
“Politicians often manipulate public opinion through carefully crafted speeches.”
Politikacılar genellikle özenle hazırlanmış konuşmalarla kamuoyunu manipüle eder.
“She realized her friend was manipulating her emotions to get what he wanted.”
Arkadaşının, istediğini elde etmek için duygularını manipüle ettiğini fark etti.
“The company manipulated the data to make its profits look higher than they really were.”
Şirket, kârlarını gerçekte olduğundan daha yüksek göstermek için verileri manipüle etti.
“Children can sometimes manipulate their parents by throwing tantrums in public.”
Çocuklar bazen toplum içinde öfke nöbetleri geçirerek ebeveynlerini manipüle edebilir.
“He used guilt to manipulate his partner into staying in the relationship.”
Partnerini ilişkide kalmaya zorlamak için suçluluk duygusunu kullanarak onu manipüle etti.
“The media was accused of manipulating the facts to create a biased story.”
Medya, taraflı bir haber oluşturmak için gerçekleri manipüle etmekle suçlandı.
“She felt manipulated when she discovered he had been lying about his intentions.”
Niyetleri hakkında yalan söylediğini keşfettiğinde manipüle edildiğini hissetti.
“Advertisers often manipulate consumers by creating a false sense of urgency.”
Reklamcılar genellikle sahte bir aciliyet duygusu yaratarak tüketicileri manipüle eder.
“He was skilled at manipulating people without them ever realizing it.”
İnsanları fark ettirmeden manipüle etme konusunda yetenekliydi.
Eş anlamlılar