longing
//ˈlɒŋɪŋ//
Çeviri
özlem
Tanım
Longing, bir kişiye, yere veya geçmiş bir ana duyulan derin ve sürekli bir özlem duygusudur. Genellikle ulaşılamaz veya kaybedilmiş bir şeye yönelik yoğun bir arzu ve hasret hissini ifade eder. Bu duygu, sevilen birinden ayrı kalmak, memleketten uzakta yaşamak veya geçmişteki mutlu bir dönemi anmak gibi durumlarda ortaya çıkar. Longing, günlük konuşmalarda sıkça kullanılan bir kelime olup, edebi metinlerde de duygusal derinlik katmak için tercih edilir. Özlem, genellikle hüzünlü bir tat taşır ve kişinin iç dünyasında güçlü bir boşluk hissi yaratabilir.
Örnek
“She felt a deep longing for her childhood home.”
Çocukluk evine karşı derin bir özlem duydu.
“His longing for peace grew stronger every day.”
Barışa olan özlemi her geçen gün daha da güçlendi.
“The letter was filled with longing and regret.”
Mektup özlem ve pişmanlıkla doluydu.
“They shared a mutual longing for the old days.”
Eski günlere karşı karşılıklı bir özlem duyuyorlardı.
“Longing can be a bittersweet emotion.”
Özlem, tatlı bir acı gibi bir duygu olabilir.
“He couldn't hide his longing for her presence.”
Onun varlığına duyduğu özlemi gizleyemedi.
“The song evokes a sense of longing for lost love.”
Şarkı, kayıp bir aşka duyulan özlem hissini uyandırıyor.
“In exile, his longing for his homeland never faded.”
Sürgünde, memleketine olan özlemi hiç solmadı.
“She looked at the photograph with a quiet longing.”
Fotoğrafa sessiz bir özlemle baktı.
“Their longing for adventure led them to travel the world.”
Macera özlemleri onları dünyayı gezmeye yöneltti.
Eş anlamlılar