jury
//ˈdʒʊri//
Çeviri
jüri
Tanım
Jury, bir mahkemede yargılanan bir davada, sunulan delilleri değerlendirerek sanığın suçlu olup olmadığına karar veren, genellikle 12 kişiden oluşan yeminli vatandaş grubudur. Hukuk sistemlerinde, özellikle ceza davalarında, jüri üyeleri tarafsız bir şekilde duruşmayı izler ve oybirliği veya çoğunlukla bir karar (hüküm) verir. Jüri sistemi, toplumun adalet sürecine doğrudan katılımını sağlar ve yargıcın yanında bağımsız bir karar organı olarak işlev görür. Bu kelime ayrıca yarışma veya ödül programlarında kazananı seçen uzman grubu için de kullanılır, ancak burada en yaygın hukuki anlamına odaklanılmıştır.
Örnek
“The jury found the defendant guilty of theft.”
Jüri, sanığı hırsızlıktan suçlu buldu.
“After three days of deliberation, the jury reached a verdict.”
Üç günlük müzakerenin ardından jüri bir karara vardı.
“The judge instructed the jury to ignore the lawyer's emotional appeal.”
Hakim, jüriye avukatın duygusal çağrısını dikkate almamalarını söyledi.
“She was chosen to serve on the jury for a high-profile murder case.”
Yüksek profilli bir cinayet davasında jüride görev yapmak üzere seçildi.
“The jury was sequestered to avoid outside influence.”
Jüri, dış etkilerden korunmak için tecrit edildi.
“Members of the jury must be impartial and listen carefully to all evidence.”
Jüri üyeleri tarafsız olmalı ve tüm delilleri dikkatlice dinlemelidir.
“The jury deadlocked and the judge declared a mistrial.”
Jüri karar veremedi ve hakim duruşmanın geçersiz olduğunu ilan etti.
“His fate now rests in the hands of the jury.”
Kaderi artık jürinin ellerinde.
“The prosecution presented its closing arguments to the jury.”
Savcılık, kapanış argümanlarını jüriye sundu.
“The jury foreperson read the verdict aloud in the courtroom.”
Jüri sözcüsü, kararı mahkeme salonunda yüksek sesle okudu.
Eş anlamlılar