indulge
//ɪnˈdʌldʒ//
Çeviri
şımartmak, kendini kaptırmak
Tanım
İndulge, birine veya kendine aşırı izin vermek, bir zevki veya isteği sınırlama olmadan yerine getirmek anlamına gelir. Genellikle keyif veren bir aktiviteye, yiyeceğe veya alışkanlığa fazla düşkünlük göstermeyi ifade eder. Bu fiil hem başkalarını (örneğin bir çocuğu) şımartmak hem de kişinin kendi arzularına teslim olması (örneğin tatlıya kendini kaptırmak) için kullanılır. Günlük dilde sıkça karşılaşılan bu kelime, ölçülü olmanın aksine bir tavrı vurgular.
Örnek
“She decided to indulge in a piece of chocolate cake after dinner.”
Akşam yemeğinden sonra bir dilim çikolatalı kek yiyerek kendini şımartmaya karar verdi.
“Parents often indulge their children with too many toys.”
Ebeveynler genellikle çocuklarını çok fazla oyuncakla şımartır.
“He indulged in his hobby of painting every weekend.”
Her hafta sonu resim yapma hobisine kendini kaptırdı.
“I don't usually indulge in gossip, but this story is interesting.”
Genelde dedikoduya dalmam ama bu hikaye ilginç.
“They indulged themselves with a luxurious spa day.”
Kendilerini lüks bir spa günüyle şımarttılar.
“It's okay to indulge occasionally, as long as you don't overdo it.”
Aşırıya kaçmadığın sürece ara sıra kendini şımartmak sorun değil.
“She indulged her passion for travel by visiting five countries last year.”
Geçen yıl beş ülke ziyaret ederek seyahat tutkusuna kendini kaptırdı.
“The chef indulged the guests with a seven-course meal.”
Şef, misafirleri yedi çeşit bir yemekle şımarttı.
“He tends to indulge in negative thoughts when he's stressed.”
Stresli olduğunda olumsuz düşüncelere kapılma eğilimindedir.
“We should indulge our curiosity and learn something new today.”
Merakımızı tatmin etmeli ve bugün yeni bir şey öğrenmeliyiz.
Eş anlamlılar