haste
//heɪst//
Çeviri
acele
Tanım
Haste, bir eylemi olması gerekenden daha hızlı yapma durumunu ifade eder; genellikle zaman kaybetme korkusu veya sabırsızlık sonucu ortaya çıkan telaşlı ve düşüncesiz davranışları tanımlar. Bu kelime, özellikle günlük konuşmalarda ve yazılı metinlerde, bir işi çabuk bitirme isteğinin yarattığı aceleciliği vurgulamak için kullanılır. Haste, çoğu zaman olumsuz bir çağrışıma sahiptir çünkü aceleyle yapılan işlerde hata yapma olasılığı artar; bu nedenle 'Haste makes waste' (Acele işe şeytan karışır) gibi atasözleriyle sıkça anılır. Kelime, hem fiziksel hareketlerdeki hızı (örneğin bir yere koşarak gitmek) hem de zihinsel süreçlerdeki telaşı (örneğin acele karar vermek) kapsar.
Örnek
“In his haste to catch the bus, he forgot his umbrella.”
Otobüse yetişme telaşıyla şemsiyesini unuttu.
“She completed the assignment with great haste, but it was full of errors.”
Ödevi büyük bir aceleyle tamamladı, ancak hatalarla doluydu.
“The rescue team acted with haste to save the trapped miners.”
Kurtarma ekibi, mahsur kalan madencileri kurtarmak için aceleyle hareket etti.
“Why are you always in such a haste? We have plenty of time.”
Neden hep böyle acele ediyorsun? Bolca zamanımız var.
“Haste often leads to mistakes, so take a moment to think.”
Acele genellikle hatalara yol açar, bu yüzden bir an durup düşün.
“The chef prepared the meal in haste, but it still tasted delicious.”
Aşçı yemeği aceleyle hazırladı, ama yine de lezzetliydi.
“He packed his suitcase in haste and forgot his passport.”
Bavulunu aceleyle topladı ve pasaportunu unuttu.
“The letter was written in such haste that the handwriting was illegible.”
Mektup o kadar aceleyle yazılmıştı ki el yazısı okunamıyordu.
“They left the house in haste when the fire alarm went off.”
Yangın alarmı çaldığında evi aceleyle terk ettiler.
“Marry in haste, repent at leisure, as the old saying goes.”
Eski bir deyişte dendiği gibi, aceleyle evlen, pişmanlıkla otur.
Eş anlamlılar