greed
//ɡriːd//
Çeviri
açgözlülük
Tanım
Açgözlülük, sahip olunanla yetinmeyip sürekli daha fazlasını isteme, doyumsuzluk ve aşırı hırs durumudur. Genellikle maddi kazanç, güç veya yiyecek gibi kaynaklara yönelik kontrolsüz bir arzuyu ifade eder. Bu duygu, kişinin başkalarının ihtiyaçlarını veya etik sınırları göz ardı etmesine yol açabilir. Günlük dilde, bir kişi sürekli daha fazla para, mal veya ayrıcalık peşindeyse 'açgözlü' olarak nitelendirilir. Açgözlülük, edebiyatta ve dini metinlerde sıklıkla olumsuz bir karakter özelliği olarak ele alınır.
Örnek
“His greed for money led him to betray his closest friends.”
Para açgözlülüğü onu en yakın arkadaşlarına ihanet etmeye yöneltti.
“The king's greed caused the people to suffer from high taxes.”
Kralın açgözlülüğü halkın yüksek vergilerden acı çekmesine neden oldu.
“Greed is often the root of many unethical decisions in business.”
Açgözlülük genellikle iş dünyasındaki birçok etik dışı kararın temelidir.
“She couldn't control her greed and ate the entire cake herself.”
Açgözlülüğünü kontrol edemedi ve pastanın tamamını kendi başına yedi.
“The company's greed for profit resulted in poor working conditions.”
Şirketin kâr açgözlülüğü kötü çalışma koşullarına yol açtı.
“Greed can destroy relationships if one person always takes more than they give.”
Bir kişi her zaman verdiğinden fazlasını alırsa, açgözlülük ilişkileri mahvedebilir.
“Historical empires often fell due to the greed of their rulers.”
Tarihteki imparatorluklar genellikle yöneticilerinin açgözlülüğü yüzünden çöktü.
“His greed for attention made him exaggerate every story he told.”
İlgi açgözlülüğü, anlattığı her hikayeyi abartmasına neden oldu.
“The novel explores how greed corrupts even the most noble characters.”
Roman, açgözlülüğün en soylu karakterleri bile nasıl yozlaştırdığını inceliyor.
“Greed is not just about money; it can also be about power or status.”
Açgözlülük sadece parayla ilgili değildir; güç veya statüyle de ilgili olabilir.
Eş anlamlılar