glimpse
//ɡlɪmps//
Çeviri
kısa bir bakış, anlık görüntü
Tanım
Glimpse, bir şeye çok kısa bir süreliğine veya tam olarak göremeden bakma eylemini ifade eder. Genellikle bir kişinin, manzaranın veya olayın hızlıca görülüp kaybolduğu durumlar için kullanılır. Örneğin, kalabalıkta birini anlık olarak görmek veya hareket halindeki bir araçtan bir binaya göz atmak birer glimpsedir. Bu kelime, bir şeyin tamamını değil sadece küçük bir bölümünü görmeyi vurgular. Günlük konuşmalarda sıkça kullanılır ve genellikle olumlu bir merak veya keşif duygusu taşır.
Örnek
“I caught a glimpse of the celebrity as she entered the car.”
Ünlü kadın arabaya binerken onu kısa bir an için gördüm.
“Through the fog, we had a glimpse of the distant mountains.”
Sisin içinden uzaktaki dağların kısa bir görüntüsünü yakaladık.
“She only got a glimpse of the painting before the museum closed.”
Müze kapanmadan önce tabloya sadece kısa bir bakış atabildi.
“The documentary offers a glimpse into the lives of endangered species.”
Belgesel, nesli tükenmekte olan türlerin yaşamına kısa bir bakış sunuyor.
“He glimpsed a familiar face in the crowd but couldn't reach her.”
Kalabalıkta tanıdık bir yüz gördü ama ona ulaşamadı.
“From the train window, I glimpsed a beautiful lake for just a second.”
Tren penceresinden güzel bir gölü sadece bir saniyeliğine gördüm.
“The child glimpsed the fireworks through the trees.”
Çocuk, ağaçların arasından havai fişekleri kısa bir an için gördü.
“We only had a glimpse of the new design before it was taken away.”
Yeni tasarımı götürülmeden önce sadece kısa bir bakış atabildik.
“She glimpsed her reflection in the shop window as she walked by.”
Yürürken dükkan camında kendi yansımasını kısa bir an için gördü.
“The spy caught a glimpse of the secret documents before the alarm went off.”
Casus, alarm çalmadan önce gizli belgelere kısa bir bakış attı.
Eş anlamlılar