flourish
//ˈflʌrɪʃ//
Çeviri
gelişmek, serpilmek
Tanım
Flourish, bir bitkinin sağlıklı ve güçlü bir şekilde büyümesi veya bir kişinin, işletmenin ya da topluluğun başarılı, canlı ve refah içinde olması anlamına gelir. Bu kelime, fiziksel büyümenin ötesinde, bir şeyin en iyi haline ulaştığı, verimli ve etkileyici bir dönemi ifade eder. Genellikle olumlu bir bağlamda kullanılır ve bir sürecin ya da durumun zirve noktasını betimler. Örneğin, bir bahçedeki çiçeklerin bol güneş ve suyla canlanması ya da bir şirketin yenilikçi fikirlerle pazar payını artırması 'flourish' olarak tanımlanabilir. Bu kelime aynı zamanda bir yeteneğin veya sanatın gelişip olgunlaşması için de kullanılır.
Örnek
“With proper care, the young plant began to flourish in the sunny garden.”
Uygun bakımla, genç bitki güneşli bahçede gelişmeye başladı.
“Her career started to flourish after she published her first novel.”
İlk romanını yayımladıktan sonra kariyeri gelişmeye başladı.
“The small business flourished thanks to the support of the local community.”
Küçük işletme, yerel topluluğun desteği sayesinde serpildi.
“Children flourish when they are given love and encouragement.”
Çocuklara sevgi ve teşvik verildiğinde gelişirler.
“The arts flourished during the Renaissance period in Europe.”
Avrupa'da Rönesans döneminde sanatlar gelişti.
“Despite the drought, some resilient plants managed to flourish in the desert.”
Kuraklığa rağmen, bazı dayanıklı bitkiler çölde serpilmeyi başardı.
“His talent for music flourished under the guidance of a skilled teacher.”
Müzik yeteneği, yetenekli bir öğretmenin rehberliğinde gelişti.
“The economy began to flourish after the new trade agreements were signed.”
Yeni ticaret anlaşmaları imzalandıktan sonra ekonomi gelişmeye başladı.
“In a supportive environment, creativity can truly flourish.”
Destekleyici bir ortamda yaratıcılık gerçekten serpilebilir.
“The garden flourished with colorful flowers and lush greenery all summer.”
Bahçe, tüm yaz boyunca rengarenk çiçekler ve yemyeşil bitkilerle gelişti.
Eş anlamlılar