flaw
//flɔː//
Çeviri
kusur
Tanım
Flaw, bir şeyin mükemmel olmasını engelleyen küçük bir hata, eksiklik veya kusurdur. Genellikle bir nesnenin, planın veya karakterin istenen kaliteyi tam olarak karşılayamaması durumunda kullanılır. Örneğin, bir elmasın içindeki küçük bir çatlak veya bir projedeki mantıksal bir tutarsızlık flaw olarak adlandırılabilir. Bu kelime, fiziksel nesnelerden soyut kavramlara kadar geniş bir yelpazede kullanılır ve çoğu zaman olumsuz bir değerlendirme içerir. Günlük dilde, bir kişinin karakterindeki zayıf bir yönü ifade etmek için de sıkça tercih edilir.
Örnek
“There is a flaw in the diamond that reduces its value.”
Elmasta değerini düşüren bir kusur var.
“Her argument had a major flaw that made it unconvincing.”
Onun argümanında onu ikna edici olmaktan çıkaran büyük bir kusur vardı.
“The software update introduced a flaw that caused the app to crash.”
Yazılım güncellemesi, uygulamanın çökmesine neden olan bir kusur getirdi.
“Despite his many talents, his temper is a serious flaw.”
Birçok yeteneğine rağmen, öfkesi ciddi bir kusurdur.
“The architect discovered a structural flaw in the building's design.”
Mimar, binanın tasarımında yapısal bir kusur keşfetti.
“Every character in the novel has a hidden flaw that shapes their fate.”
Romandaki her karakterin kaderini şekillendiren gizli bir kusuru vardır.
“The flaw in the plan became obvious when we tried to execute it.”
Planı uygulamaya çalıştığımızda plandaki kusur belirgin hale geldi.
“She tried to hide the flaw in the painting with a clever touch-up.”
Resimdeki kusuru akıllıca bir rötuşla gizlemeye çalıştı.
“A small flaw in the metal caused the bridge to weaken over time.”
Metaldeki küçük bir kusur, köprünün zamanla zayıflamasına neden oldu.
“His only flaw is that he tends to be too trusting of strangers.”
Tek kusuru, yabancılara karşı fazla güvenme eğiliminde olmasıdır.
Eş anlamlılar