exile
//ˈeksaɪl//
Çeviri
sürgün
Tanım
Exile, bir kişinin kendi ülkesinden veya yaşadığı yerden zorla veya gönüllü olarak uzaklaştırılması durumudur. Bu kelime hem bir kişinin bu şekilde uzaklaştırılması eylemini (sürgün etme) hem de bu durumda olan kişiyi (sürgün edilen kişi) ifade edebilir. Genellikle siyasi, dini veya kişisel nedenlerle uygulanan bir ceza veya kaçış yöntemi olarak görülür. Örneğin, bir yazar rejim karşıtı görüşleri nedeniyle sürgüne gönderilebilir veya bir kişi savaştan kaçmak için gönüllü sürgünü seçebilir. Exile, derin bir yalnızlık ve özlem duygusuyla ilişkilendirilir; kişi anavatanından, kültüründen ve sevdiklerinden ayrı kalmıştır.
Örnek
“The poet lived in exile for twenty years after the revolution.”
Şair, devrimden sonra yirmi yıl sürgünde yaşadı.
“Many political dissidents were forced into exile during the dictatorship.”
Diktatörlük döneminde birçok siyasi muhalif sürgüne zorlandı.
“He chose voluntary exile to avoid persecution.”
Zulümden kaçınmak için gönüllü sürgünü seçti.
“The exiled king never returned to his homeland.”
Sürgün edilen kral asla anavatanına dönmedi.
“She wrote a novel about the pain of exile and longing for home.”
Sürgünün acısı ve eve özlem hakkında bir roman yazdı.
“Exile can be a harsh punishment, separating people from their roots.”
Sürgün, insanları köklerinden ayıran sert bir ceza olabilir.
“The artist spent his final years in exile in a small village.”
Sanatçı son yıllarını küçük bir köyde sürgünde geçirdi.
“After the coup, the general was exiled to a remote island.”
Darbeden sonra general, uzak bir adaya sürgün edildi.
“The community supported the exile of the corrupt official.”
Toplum, yolsuz memurun sürgün edilmesini destekledi.
“Living in exile, he often dreamed of his childhood home.”
Sürgünde yaşarken sık sık çocukluk evini hayal ederdi.
Eş anlamlılar