competence
//ˈkɒmpɪtəns//
Çeviri
yeterlilik, yetkinlik
Tanım
Competence, bir kişinin bir işi veya görevi başarıyla yerine getirebilme becerisi ve bilgi birikimidir. Genellikle eğitim, iş deneyimi veya doğal yetenekler sonucu kazanılan bu özellik, kişinin belirli bir alanda ne kadar etkili olduğunu gösterir. Örneğin, bir doktorun tıbbi müdahale yapabilmesi için gerekli teorik bilgi ve pratik deneyime sahip olması onun mesleki yetkinliğini ortaya koyar. Günlük dilde, bir kişinin bir görevi yerine getirirken ne kadar başarılı olduğunu veya bir konuda ne kadar bilgili olduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu kelime aynı zamanda hukuk ve yönetim alanlarında bir kurum veya kişinin yetki sınırlarını belirtmek için de kullanılabilir, ancak burada en yaygın anlamı olan beceri ve yeterlilik üzerinde durulmaktadır.
Örnek
“Her competence in project management was evident from the successful completion of the complex assignment.”
Proje yönetimindeki yetkinliği, karmaşık görevin başarıyla tamamlanmasından belliydi.
“The company requires all employees to demonstrate a certain level of technical competence.”
Şirket, tüm çalışanların belirli bir düzeyde teknik yeterlilik göstermesini şart koşar.
“His competence as a pilot was questioned after the incident.”
Olaydan sonra pilot olarak yetkinliği sorgulandı.
“To be promoted, you need to prove your competence in leadership and communication.”
Terfi etmek için liderlik ve iletişim konusundaki yeterliliğinizi kanıtlamanız gerekir.
“The teacher's competence in explaining difficult topics made the class enjoyable.”
Öğretmenin zor konuları açıklamadaki yetkinliği dersi keyifli hale getirdi.
“Lack of competence in basic math can be a barrier in many careers.”
Temel matematikte yeterlilik eksikliği birçok kariyerde engel olabilir.
“The team's competence in handling crises impressed the management.”
Ekibin krizleri yönetmedeki yetkinliği yönetimi etkiledi.
“She earned a certificate that officially recognizes her competence in software development.”
Yazılım geliştirmedeki yetkinliğini resmen tanıyan bir sertifika aldı.
“The lawyer's competence in court was praised by the judge.”
Avukatın mahkemedeki yetkinliği hakim tarafından övüldü.
“Employers often look for both technical competence and soft skills in candidates.”
İşverenler genellikle adaylarda hem teknik yeterlilik hem de sosyal beceriler arar.
Eş anlamlılar