choke
//tʃoʊk//
Çeviri
boğmak, tıkanmak
Tanım
Choke, bir şeyin (genellikle hava veya sıvı) geçişini engelleyerek tıkanmasına veya bir canlının nefes almasını zorlaştırmasına neden olmak anlamına gelir. Bu fiil, fiziksel bir engel (örneğin yemek borusuna kaçan bir cisim) veya mekanik bir daralma (örneğin bir borunun tıkanması) sonucu oluşan durumu ifade eder. Günlük kullanımda en yaygın anlamı, bir kişinin boğazına bir şey kaçması nedeniyle nefes alamamasıdır. Ayrıca, bir motorun yakıt akışının kesilmesi veya bir bitkinin aşırı sulanmadan zarar görmesi gibi teknik bağlamlarda da kullanılır. Bu kelime, hem geçişli (bir şeyi boğmak) hem de geçişsiz (boğulmak) fiil olarak işlev görebilir.
Örnek
“He started to choke on a piece of meat during dinner.”
Akşam yemeğinde bir parça et yüzünden boğulmaya başladı.
“The thick smoke made it hard to breathe and almost choked us.”
Yoğun duman nefes almayı zorlaştırdı ve neredeyse bizi boğuyordu.
“If you choke the engine, it will stall immediately.”
Motoru boğarsanız hemen duracaktır.
“She choked back her tears when she heard the sad news.”
Üzücü haberi duyunca gözyaşlarını tuttu (boğdu).
“The drain is choked with leaves and needs to be cleaned.”
Gider yapraklarla tıkanmış ve temizlenmesi gerekiyor.
“He grabbed his throat and made choking sounds, signaling for help.”
Boğazını tuttu ve boğulma sesleri çıkararak yardım istedi.
“Too much water can choke the roots of the plant.”
Çok fazla su bitkinin köklerini boğabilir.
“The wrestler applied a choke hold to force his opponent to submit.”
Güreşçi, rakibini pes ettirmek için boğma hareketi uyguladı.
“Fear choked his voice as he tried to speak in front of the crowd.”
Kalabalığın önünde konuşmaya çalışırken korku sesini boğdu.
“The narrow passage choked the flow of traffic during rush hour.”
Dar geçit, yoğun saatlerde trafik akışını tıkadı.
Eş anlamlılar