charge
//tʃɑːrdʒ//
Çeviri
suçlama, itham
Tanım
Bir kişiyi resmi olarak bir suç veya yanlış eylemle ilişkilendiren ifade veya iddia. Hukuki bağlamda, bir savcının bir kişiyi belirli bir suçu işlemekle resmen suçladığı bildirimdir. Günlük dilde ise birini haksız bir davranışla eleştirme veya sorumlu tutma anlamında kullanılır. Bu kullanım genellikle ciddi ve resmi bir tona sahiptir.
Örnek
“The police filed a charge of theft against the suspect.”
Polis, şüpheliye karşı hırsızlık suçlamasında bulundu.
“She denied the charge that she had lied under oath.”
Yeminliyken yalan söylediği suçlamasını reddetti.
“He was arrested on a charge of assault.”
Saldırı suçlamasıyla tutuklandı.
“The charge of fraud was dropped due to lack of evidence.”
Dolandırıcılık suçlaması delil yetersizliğinden düşürüldü.
“The manager faced a charge of embezzlement from the company.”
Müdür, şirketten zimmetine para geçirme suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.
“In court, the charge was read aloud to the defendant.”
Mahkemede, suçlama sanığa yüksek sesle okundu.
“He brought a charge of negligence against the hospital.”
Hastaneye karşı ihmal suçlamasında bulundu.
“The charge of treason was considered very serious.”
Vatana ihanet suçlaması çok ciddi olarak değerlendirildi.
“She was cleared of all charges after the trial.”
Duruşmadan sonra tüm suçlamalardan aklandı.
“The journalist faced a charge of libel for the article.”
Gazeteci, makale nedeniyle iftira suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2ücret, fiyatBu anlama git
- B1şarj etmek, doldurmakBu anlama git
- B2suçlama, itham(bu sayfa)
- B2sorumluluk, yönetimBu anlama git