buck
//bʌk//
Çeviri
karşı koymak, sıçramak
Tanım
Buck fiili, bir hayvanın (özellikle atın) arka ayakları üzerinde sıçrayarak binicisini atmaya çalışması veya bir kişinin bir duruma, kurala ya da otoriteye güçlü bir şekilde karşı koyması anlamına gelir. Genellikle fiziksel bir direnişi veya mecazi olarak itaatsizliği ifade eder. Bu kullanımda, hayvanın ani sıçrayışı veya kişinin sisteme başkaldırması vurgulanır.
Örnek
“The horse bucked wildly, throwing the rider to the ground.”
At çılgınca sıçradı ve binicisini yere attı.
“She tried to buck the system by ignoring the outdated rules.”
Eski kuraları görmezden gelerek sisteme karşı koymaya çalıştı.
“The young stallion bucked every time someone approached it.”
Genç aygır, biri yaklaştığında her seferinde sıçradı.
“He bucked against the strict dress code at his new job.”
Yeni işindeki katı kıyafet yönetmeliğine karşı koydu.
“The mule bucked violently when the load was too heavy.”
Katır, yük çok ağır olduğunda şiddetle sıçradı.
“Activists continue to buck the government's oppressive policies.”
Aktivistler, hükümetin baskıcı politikalarına karşı koymaya devam ediyor.
“The horse bucked and kicked, refusing to be saddled.”
At sıçradı ve tekme attı, eyerlenmeyi reddetti.
“She has a tendency to buck authority whenever she feels controlled.”
Kontrol edildiğini hissettiğinde otoriteye karşı koyma eğilimi var.
“The pony bucked playfully in the field, enjoying its freedom.”
Midilli, özgürlüğünün tadını çıkararak tarlada oyun oynar gibi sıçradı.
“He bucked the trend by choosing a career in art instead of finance.”
Finans yerine sanat alanında bir kariyer seçerek trende karşı koydu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2dolar (gayriresmî)Bu anlama git
- B1erkek geyikBu anlama git
- B2karşı koymak / sıçramak(bu sayfa)