boast
//boʊst//
Çeviri
övünmek, böbürlenmek
Tanım
Boast, bir kişinin kendi başarıları, sahip oldukları veya yetenekleri hakkında abartılı veya gururlu bir şekilde konuşması anlamına gelir. Genellikle olumsuz bir çağrışım taşır ve kişinin kendini beğenmiş veya kibirli görünmesine neden olabilir. Bu fiil, bir şeyle gurur duyma ve bunu başkalarına duyurma eylemini ifade eder. Örneğin, bir kişi yeni bir araba aldığında sürekli olarak bundan bahsediyorsa, bu bir övünme davranışı olarak değerlendirilebilir. Boast, resmi olmayan konuşmalarda sıkça kullanılır ve genellikle kişinin kendini diğerlerinden üstün gösterme çabasını yansıtır.
Örnek
“He always boasts about his expensive watch.”
Her zaman pahalı saatiyle övünür.
“She boasted that she had scored the highest mark in the exam.”
Sınavda en yüksek puanı aldığı için böbürlendi.
“The company boasts a record profit this year.”
Şirket bu yıl rekor kâr elde ettiği için övünüyor.
“Stop boasting about your achievements; it's annoying.”
Başarılarınla övünmeyi bırak; bu sinir bozucu.
“He boasted to his friends that he could run faster than anyone.”
Arkadaşlarına herkesten daha hızlı koşabildiği için övündü.
“The city boasts several historic landmarks.”
Şehir birkaç tarihi simge yapıya sahip olmakla övünür.
“She doesn't like to boast, but she is very talented.”
Övünmekten hoşlanmaz, ama çok yeteneklidir.
“They boasted about their new house for hours.”
Saatlerce yeni evleriyle övündüler.
“He boasted that he had never lost a game of chess.”
Hiçbir satranç oyununu kaybetmediği için böbürlendi.
“The restaurant boasts a Michelin star.”
Restoran bir Michelin yıldızına sahip olmakla övünür.
Eş anlamlılar