blur
//blɜːr//
Çeviri
bulanıklaştırmak, bulanık
Tanım
Blur, bir görüntünün, şeklin veya algının netliğini kaybetmesi veya kaybettirilmesi anlamına gelir. Genellikle bir şeyin keskin hatlarının yumuşaması, silikleşmesi veya net olarak ayırt edilememesi durumunu ifade eder. Fiil olarak kullanıldığında (to blur) bir şeyi bilinçli olarak bulanık hale getirmek veya netliğini azaltmak anlamı taşır. Sıfat olarak (blurred) ise zaten bulanık olan bir durumu tanımlar. Günlük hayatta fotoğrafçılıkta, görme bozukluklarında veya mecazi anlamda (örneğin anıların bulanıklaşması) sıkça kullanılır. Bu kelimenin ayrıca 'leke' veya 'sis' gibi başka anlamları da vardır, ancak burada en yaygın kullanımı olan 'bulanıklaştırma' anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“The rain started to blur the view from the window.”
Yağmur, pencereden görünen manzarayı bulanıklaştırmaya başladı.
“She blinked to clear the blur from her eyes.”
Gözlerindeki bulanıklığı gidermek için göz kırptı.
“The photographer intentionally blurred the background to focus on the subject.”
Fotoğrafçı, konuya odaklanmak için arka planı bilinçli olarak bulanıklaştırdı.
“His memories of that day are just a blur now.”
O güne dair anıları artık sadece bir bulanıklık.
“Tears blurred her vision as she read the letter.”
Mektubu okurken gözyaşları görüşünü bulanıklaştırdı.
“The fast movement of the car made the streetlights blur into streaks of light.”
Arabanın hızlı hareketi, sokak lambalarını ışık çizgilerine dönüştürerek bulanıklaştırdı.
“You can blur the edges of the image using this photo editing tool.”
Bu fotoğraf düzenleme aracını kullanarak görüntünün kenarlarını bulanıklaştırabilirsiniz.
“The line between reality and fantasy began to blur in his mind.”
Gerçeklik ve fantezi arasındaki çizgi zihninde bulanıklaşmaya başladı.
“Without my glasses, everything is a blur.”
Gözlüğüm olmadan her şey bulanık.
“The fog blurred the outlines of the buildings in the distance.”
Sis, uzaktaki binaların ana hatlarını bulanıklaştırdı.
Eş anlamlılar