swing

//swɪŋ//

İsimler
B1

Çeviri

ani değişim, salınım

Tanım

Swing kelimesi, bir durum, fikir, duygu veya rakamda hızlı ve genellikle büyük bir değişikliği veya iki uç arasında gidip gelmeyi ifade eder. Bu kullanım, özellikle oylar, ruh halleri veya piyasa değerleri gibi nicel veya nitel ölçülebilir şeylerdeki keskin dalgalanmalar için yaygındır. Örneğin, bir seçimde 'oy salınımı' veya bir kişinin 'duygu durumundaki ani değişim' bu anlamda kullanılır. Salınım, bir kararsızlık veya dengenin bir taraftan diğerine kayması olarak da düşünülebilir.

Örnek

  • There was a significant swing in public opinion after the debate.

    Tartışmadan sonra kamuoyunda önemli bir ani değişim oldu.

  • The stock market experienced a violent swing following the news.

    Haberin ardından borsa şiddetli bir salınım yaşadı.

  • Her mood can swing from joy to sadness very quickly.

    Ruh hali çok hızlı bir şekilde neşeden üzüntüye doğru salınabilir.

  • The latest polls show a 5% swing towards the opposition party.

    Son anketler, muhalefet partisi lehine %5'lik bir oy salınımı gösteriyor.

  • Investors are worried about the sudden swings in currency values.

    Yatırımcılar, döviz kurlarındaki ani dalgalanmalardan endişeli.

  • The temperature swing between day and night is extreme in the desert.

    Çölde gece ve gündüz arasındaki sıcaklık salınımı aşırıdır.

  • His performance showed a dramatic swing in the second half of the game.

    Performansı, maçın ikinci yarısında dramatik bir değişim gösterdi.

  • We observed a swing in consumer preferences towards eco-friendly products.

    Tüketici tercihlerinde çevre dostu ürünlere doğru bir kayma gözlemledik.

  • The pendulum's swing became slower and slower until it stopped.

    Sarkacın salınımı durana kadar giderek yavaşladı.

  • Political analysts are trying to predict the swing in key marginal seats.

    Siyasi analistler, kilit marjinal seçim bölgelerindeki oy kaymasını tahmin etmeye çalışıyor.

Eş anlamlılar

dalgalanma
değişim
kayma
salınım

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

infant

bebek

İsimler

Doğumdan yaklaşık bir yaşına kadar olan çok küçük çocuk; yeni doğmuş veya çok genç bir insan yavrusu. Bu dönemdeki çocuklar henüz yürüyemez ve konuşamazlar.

union

birlik

İsimler

İki veya daha fazla kişi, grup, kuruluş veya devletin ortak bir amaç, çıkar veya ilke doğrultusunda bir araya gelmesiyle oluşan topluluk veya örgüt. Ayrıca, farklı parçaların birleşmesiyle oluşan bütü…

saucer

fincan tabağı

İsimler

Bir fincanın altına konulan, genellikle porselen veya seramikten yapılmış, yuvarlak ve düz tabak. Fincanı taşımak, sıcak fincanı masaya koymak veya fincandan sızan sıvıları toplamak için kullanılır. A…

proof

kanıt

İsimler

Bir şeyin doğruluğunu, gerçekliğini veya varlıını gösteren somut delil, belge veya mantıksal gösterim. Matematik ve mantıkta, bir önermenin doğruluğunu kesin olarak gösteren akıl yürütme dizisi.

belief

inanç

İsimler

Bir şeyin doğru, gerçek veya var olduğuna dair zihinsel kabul; bir fikre, ilkeye veya öğretiye duyulan güven ve bağlılık. İnanç, genellikle kanıt gerektirmeyen, kişisel veya toplumsal bir kabuldür.

nerve

sinir

İsimler

Sinir, vücutta duyuları ve hareketi kontrol eden, beyin ve omurilikten çıkan ince liflerden oluşan yapıdır. Ayrıca, mecazi olarak cesaret, cüret veya soğukkanlılık anlamında da kullanılır.

billion

milyar

İsimler

Bir milyar, sayısal değer olarak 1.000.000.000 (bin milyon) veya 1.000.000.000.000 (bir milyon milyon) anlamına gelen bir sayıdır. Türkçede genellikle 'kısa ölçek' sistemi kullanılır ve 1 milyar = 1.0…

cause

neden, sebep

İsimler

Bir olayın, durumun veya eylemin gerçekleşmesine yol açan şey; bir şeyin olmasına veya yapılmasına neden olan faktör. Ayrıca, bir amaç veya ideal uğruna çalışmak anlamında da kullanılabilir.

comfort

rahatlık, konfor

İsimler

Fiziksel veya zihinsel olarak huzurlu, sıkıntısız ve hoş bir durum; acı, endişe veya rahatsızlıktan uzak olma hali. Ayrıca, birini teselli etme, rahatlatma eylemi veya bu amaçla söylenen söz anlamında…

control

kontrol

İsimler

Bir şeyi yönetmek, düzenlemek veya denetlemek için uygulanan güç veya yetki. Ayrıca, bir sistemin, sürecin veya durumun istenen şekilde işlemesini sağlamak için alınan önlemler veya kurallar bütünü an…