stick
//stɪk//
Çeviri
saplanmak, takılı kalmak
Tanım
Stick fiili, bir nesnenin veya kişinin bir yere sıkışması, saplanması veya hareket edemez hale gelmesi anlamında kullanılır. Bu kullanım genellikle fiziksel bir engel veya yapışkan bir madde nedeniyle bir şeyin bulunduğu yerden ayrılamamasını ifade eder. Örneğin, bir bıçağın tahtaya saplanması veya bir arabanın çamurda takılıp kalması bu anlama girer. Ayrıca mecazi olarak, bir kişinin bir durumda veya yerde sıkışıp kalması, ilerleyememesi veya çıkış yolu bulamaması durumlarında da kullanılır. Günlük konuşmalarda sıkça rastlanan bu fiil, hem somut hem soyut bağlamlarda işlevseldir.
Örnek
“The knife stuck in the wooden cutting board.”
Bıçak tahta kesme tahtasına saplandı.
“Her car got stuck in the mud after the heavy rain.”
Arabası şiddetli yağmurdan sonra çamura saplandı.
“The zipper on my jacket is stuck; I can't move it.”
Ceketimin fermuarı takılı kaldı; hareket ettiremiyorum.
“A piece of candy stuck to the bottom of my shoe.”
Ayakkabımın altına bir parça şeker yapıştı.
“The key stuck in the lock and wouldn't turn.”
Anahtar kilide saplandı ve dönmedi.
“He tried to pull the door open, but it was stuck.”
Kapıyı açmaya çalıştı ama takılı kalmıştı.
“The elevator got stuck between the second and third floors.”
Asansör ikinci ve üçüncü katlar arasında takılı kaldı.
“The needle stuck in the fabric while she was sewing.”
Dikiş dikerken iğne kumaşa saplandı.
“His foot stuck in the mud as he tried to run.”
Koşmaya çalışırken ayağı çamura saplandı.
“The drawer is stuck and won't open no matter how hard I pull.”
Çekmece takılı kaldı ve ne kadar zorlasam da açılmıyor.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A1çubuk, sopaBu anlama git
- A2yapıştırmakBu anlama git
- B1saplanmak, takılı kalmak(bu sayfa)