meanwhile
//ˈmiːnwaɪl//
Çeviri
bu arada
Tanım
Meanwhile, bir olay veya eylem devam ederken aynı anda başka bir şeyin olduğunu belirtmek için kullanılan bir bağlaçtır. Bu kelime, genellikle iki farklı durumun eşzamanlılığını vurgular ve anlatıya akıcılık katar. Örneğin, bir kişi bir işle meşgulken başka bir kişinin farklı bir şey yaptığını ifade ederken kullanılır. Günlük konuşma ve yazı dilinde sıkça tercih edilen bu ifade, zaman bağlamında karşılaştırma yapmak için idealdir.
Örnek
“I was cooking dinner; meanwhile, my kids were doing their homework.”
Ben akşam yemeğini pişiriyordum; bu arada çocuklarım ödevlerini yapıyordu.
“She went to the store; meanwhile, I stayed home and cleaned the house.”
O markete gitti; bu arada ben evde kalıp evi temizledim.
“The team worked on the project; meanwhile, the manager prepared the presentation.”
Ekip proje üzerinde çalıştı; bu arada yönetici sunumu hazırladı.
“He studied for the exam; meanwhile, his friends were playing video games.”
O sınava çalıştı; bu arada arkadaşları video oyunları oynuyordu.
“The rain poured outside; meanwhile, we enjoyed a warm cup of tea indoors.”
Dışarıda yağmur yağıyordu; bu arada biz içeride sıcak bir çayın tadını çıkarıyorduk.
“The CEO announced the new policy; meanwhile, employees discussed the changes in the break room.”
CEO yeni politikayı duyurdu; bu arada çalışanlar molahanesinde değişiklikleri tartışıyordu.
“I was waiting for the bus; meanwhile, I listened to a podcast.”
Otobüsü bekliyordum; bu arada bir podcast dinledim.
“The chef prepared the main course; meanwhile, the assistants set the table.”
Şef ana yemeği hazırladı; bu arada asistanlar masayı kurdu.
“She was reading a book; meanwhile, her phone kept buzzing with notifications.”
O bir kitap okuyordu; bu arada telefonu bildirimlerle durmadan titriyordu.
“The construction continued; meanwhile, the residents complained about the noise.”
İnşaat devam etti; bu arada sakinler gürültüden şikayet etti.
Eş anlamlılar