vivid
//ˈvɪvɪd//
Çeviri
canlı, parlak, etkileyici
Tanım
Vivid, bir görüntünün, rengin, anının veya tasvirin son derece net, canlı ve güçlü bir şekilde algılanmasını sağlayan bir sıfattır. Genellikle göz alıcı renkler, keskin hatlar veya akılda kalıcı detaylar için kullanılır. Örneğin, 'vivid colors' ifadesi parlak ve dikkat çekici tonları anlatırken, 'vivid memory' geçmişteki bir olayın sanki dün olmuş gibi net hatırlandığını ifade eder. Bu kelime, hem fiziksel hem de soyut kavramlar için kullanılabilir; bir rüyanın, hayal gücünün veya bir anlatımın etkileyiciliğini vurgulamak için idealdir.
Örnek
“The artist used vivid colors to make the painting stand out.”
Sanatçı, tabloyu öne çıkarmak için canlı renkler kullandı.
“She has a vivid imagination that brings her stories to life.”
Hikayelerini hayata geçiren canlı bir hayal gücü var.
“The sunset was so vivid that it looked like a painting.”
Gün batımı o kadar canlıydı ki bir tablo gibi görünüyordu.
“His vivid description of the accident made everyone feel uneasy.”
Kazanın canlı tasviri herkesi huzursuz hissettirdi.
“I still have vivid memories of my childhood home.”
Çocukluk evime dair hâlâ canlı anılarım var.
“The dream was so vivid that I woke up thinking it was real.”
Rüya o kadar canlıydı ki gerçek olduğunu düşünerek uyandım.
“Vivid green leaves covered the trees after the rain.”
Yağmurdan sonra ağaçları canlı yeşil yapraklar kapladı.
“Her vivid storytelling kept the children engaged for hours.”
Onun canlı hikaye anlatımı çocukları saatlerce meşgul etti.
“The photographer captured the vivid details of the market scene.”
Fotoğrafçı, pazar sahnesinin canlı detaylarını yakaladı.
“A vivid flash of lightning illuminated the entire sky.”
Canlı bir şimşek çakması tüm gökyüzünü aydınlattı.
Eş anlamlılar