theoretical
//θɪəˈretɪkəl//
Çeviri
teorik
Tanım
Teorik kelimesi, bir konunun pratik uygulamasından ziyade, soyut kavramlar, varsayımlar veya sistemli bilgiye dayalı yönünü ifade eder. Genellikle bilimsel çalışmalarda, hipotezlerin test edilmeden önceki aşamasını veya bir modelin kuramsal çerçevesini tanımlamak için kullanılır. Günlük dilde ise bir fikrin veya planın henüz gerçek hayata geçirilmemiş, düşünce düzeyinde kaldığını belirtir. Örneğin, bir fizikçi teorik bir denklem üzerinde çalışırken, mühendis bu denklemi pratik bir cihaza dönüştürebilir. Bu kelime, akademik metinlerde, felsefi tartışmalarda ve soyut düşüncenin öne çıktığı alanlarda sıkça karşımıza çıkar.
Örnek
“The theoretical framework of the study was based on cognitive psychology.”
Çalışmanın teorik çerçevesi bilişsel psikolojiye dayanıyordu.
“She has a strong background in theoretical physics.”
Teorik fizik konusunda güçlü bir geçmişe sahiptir.
“The idea is still theoretical and hasn't been tested in practice.”
Fikir hâlâ teoriktir ve pratikte test edilmemiştir.
“In theoretical terms, the solution seems simple, but implementation is complex.”
Teorik açıdan çözüm basit görünüyor, ancak uygulama karmaşıktır.
“The professor published a paper on theoretical models of language acquisition.”
Profesör, dil ediniminin teorik modelleri üzerine bir makale yayımladı.
“There is a theoretical possibility that the experiment could fail.”
Deneyin başarısız olma ihtimali teorik olarak mevcuttur.
“The course covers both theoretical and practical aspects of engineering.”
Ders, mühendisliğin hem teorik hem de pratik yönlerini kapsar.
“His argument was purely theoretical and lacked real-world evidence.”
Onun argümanı tamamen teorikti ve gerçek dünya kanıtlarından yoksundu.
“Theoretical knowledge is important, but hands-on experience is equally valuable.”
Teorik bilgi önemlidir, ancak uygulamalı deneyim de aynı derecede değerlidir.
“They discussed the theoretical implications of quantum computing.”
Kuantum hesaplamanın teorik sonuçlarını tartıştılar.
Eş anlamlılar