spontaneous
//spɒnˈteɪniəs//
Çeviri
kendiliğinden, içten gelen
Tanım
Spontaneous, bir eylemin veya olayın önceden planlanmamış, doğal ve içten gelen bir şekilde gerçekleştiğini ifade eder. Bu kelime genellikle insan davranışları, tepkiler veya doğa olayları için kullanılır. Spontaneous eylemler, dışarıdan bir zorlama olmadan, anlık bir dürtü veya duygu sonucu ortaya çıkar. Örneğin, bir arkadaşınızın sizi arayıp 'Hemen dışarı çıkalım' demesi spontane bir davranıştır. Bu kelime aynı zamanda bilimsel bağlamda, bir kimyasal reaksiyonun dışarıdan enerji verilmeden gerçekleşmesi gibi durumlar için de kullanılır. Günlük hayatta spontane kişiler, esnek ve maceracı olarak tanımlanır. Bu kelimenin başka anlamları da vardır; örneğin tıpta 'spontaneous recovery' (kendiliğinden iyileşme) gibi.
Örnek
“Her spontaneous laughter filled the room with joy.”
Onun içten gelen kahkahası odayı neşeyle doldurdu.
“We made a spontaneous decision to go to the beach.”
Plaja gitmek için kendiliğinden bir karar verdik.
“The audience gave a spontaneous round of applause.”
Seyirci kendiliğinden bir alkış tufanı kopardı.
“She is known for her spontaneous acts of kindness.”
İçten gelen iyilik hareketleriyle tanınır.
“The chemical reaction was spontaneous and released heat.”
Kimyasal reaksiyon kendiliğinden gerçekleşti ve ısı yaydı.
“His spontaneous remark surprised everyone at the meeting.”
Onun anlık sözü toplantıdaki herkesi şaşırttı.
“Children often have spontaneous bursts of creativity.”
Çocuklar genellikle kendiliğinden yaratıcılık patlamaları yaşar.
“They organized a spontaneous picnic in the park.”
Parkta kendiliğinden bir piknik düzenlediler.
“The spontaneous combustion of the haystack was caused by heat.”
Saman yığınının kendiliğinden yanmasına ısı neden oldu.
“I love spontaneous adventures without any planning.”
Hiçbir planlama olmadan yapılan spontane maceraları severim.
Eş anlamlılar