severe
//sɪˈvɪr//
Çeviri
şiddetli, ciddi, ağır
Tanım
Severe, bir durumun, hastalığın, hava koşulunun veya cezanın aşırı derecede yoğun, güçlü veya zorlayıcı olduğunu ifade eder. Genellikle olumsuz bağlamlarda kullanılır ve etkisinin büyüklüğünü veya ciddiyetini vurgular. Örneğin, severe weather (şiddetli hava) ifadesi fırtına, kar yağışı gibi aşırı hava olaylarını tanımlarken; severe pain (şiddetli ağrı) dayanılması güç bir acıyı belirtir. Bu kelime aynı zamanda katı veya hoşgörüsüz tutumlar için de kullanılabilir; severe criticism (sert eleştiri) gibi. Resmi ve günlük dilde yaygındır.
Örnek
“The storm caused severe damage to the coastal towns.”
Fırtına, kıyı kasabalarında şiddetli hasara yol açtı.
“She was admitted to the hospital with severe chest pain.”
Şiddetli göğüs ağrısıyla hastaneye kaldırıldı.
“The teacher gave him a severe warning for cheating on the exam.”
Öğretmen, sınavda kopya çektiği için ona sert bir uyarı verdi.
“Severe drought has affected the region for months.”
Şiddetli kuraklık aylardır bölgeyi etkiliyor.
“He suffered from severe depression after losing his job.”
İşini kaybettikten sonra ağır depresyon geçirdi.
“The government imposed severe penalties on tax evaders.”
Hükümet, vergi kaçıranlara ağır cezalar uyguladı.
“Her severe expression made the children quiet immediately.”
Onun sert ifadesi çocukları hemen susturdu.
“The patient is in severe condition and needs urgent surgery.”
Hasta ağır durumda ve acil ameliyat gerekiyor.
“Severe traffic jams delayed our flight by three hours.”
Şiddetli trafik sıkışıklığı uçuşumuzu üç saat geciktirdi.
“The company faced severe criticism for its environmental policies.”
Şirket, çevre politikaları nedeniyle sert eleştirilerle karşılaştı.
Eş anlamlılar