row
//roʊ//
Çeviri
tartışma, kavga, gürültü
Tanım
Row, özellikle İngiliz İngilizcesinde, yüksek sesle ve genellikle öfkeli bir tartışma, kavga veya gürültülü bir olay anlamına gelir. Bu kullanımda, bir grup insan arasında yaşanan halka açık veya özel bir anlaşmazlığı, çekişmeyi ifade eder. Kavramsal olarak, sözlü bir çatışma ve bunun yarattığı gürültüyü içerir. Resmi olmayan bir kelimedir ve genellikle aile içi, komşular arası veya siyasi arenada yaşanan gerginlikleri tanımlamak için kullanılır.
Örnek
“The neighbours had a huge row last night about the loud music.”
Komşular dün gece yüksek müzik yüzünden kocaman bir tartışma yaşadı.
“We could hear a terrible row coming from the flat next door.”
Yan daireden korkunç bir kavga sesi geliyordu.
“The couple's constant rows are starting to worry their friends.”
Çiftin sürekli tartışmaları arkadaşlarını endişelendirmeye başladı.
“He got into a row with his boss over the new project deadlines.”
Yeni proje teslim tarihleri yüzünden patronuyla bir tartışmaya girdi.
“There was a big political row in parliament about the proposed law.”
Önerilen yasa hakkında parlamentoda büyük bir siyasi tartışma çıktı.
“I don't want to cause a row, but I really disagree with your decision.”
Bir tartışmaya yol açmak istemem ama kararınıza gerçekten katılmıyorum.
“The meeting ended in a row when they couldn't agree on the budget.”
Bütçe konusunda anlaşamayınca toplantı bir tartışmayla sona erdi.
“She's trying to avoid another family row during the holiday dinner.”
Bayram yemeğinde bir aile kavgası daha yaşamamak için uğraşıyor.
“The newspaper article sparked a public row about immigration policies.”
Gazete makalesi, göçmenlik politikaları hakkında kamuoyunda bir tartışma başlattı.
“After the match, there was a row between the fans of the two teams.”
Maçtan sonra iki takımın taraftarları arasında bir gürültülü tartışma çıktı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A1sıra (düzen)Bu anlama git
- B1kürek çekmek (fiil)Bu anlama git
- B2tartışma, gürültü (özellikle UK)(bu sayfa)