reluctant
//rɪˈlʌktənt//
Çeviri
isteksiz
Tanım
Reluctant, bir eylemi yapmakta gönülsüz, tereddüt eden veya isteksiz olan kişiyi tanımlar. Bu kelime genellikle bir kişinin bir şeyi yapmaktan çekinmesi, içinde isteksizlik duyması anlamında kullanılır. Örneğin, bir işe başlamak istemeyen veya bir karar vermekte zorlanan biri için 'reluctant' ifadesi kullanılabilir. Günlük konuşmalarda ve yazılı metinlerde sıkça rastlanan bu sıfat, kişinin duygusal durumunu veya tutumunu belirtir. Resmi olmayan ortamlarda olduğu kadar resmi yazışmalarda da yer alabilir.
Örnek
“She was reluctant to leave the party early.”
Partiden erken ayrılmak konusunda isteksizdi.
“He gave a reluctant smile when he heard the news.”
Haberi duyunca isteksiz bir gülümseme verdi.
“Many employees are reluctant to work overtime without extra pay.”
Birçok çalışan, ek ücret olmadan fazla mesai yapmaya isteksizdir.
“The dog was reluctant to go outside in the rain.”
Köpek, yağmurda dışarı çıkmaya isteksizdi.
“She felt reluctant to share her personal story with strangers.”
Kişisel hikayesini yabancılarla paylaşmak konusunda isteksiz hissetti.
“He was reluctant to admit his mistake.”
Hatasını kabul etmekte isteksizdi.
“The committee was reluctant to approve the new policy without more data.”
Komite, daha fazla veri olmadan yeni politikayı onaylamaya isteksizdi.
“She gave a reluctant nod, showing she agreed but not happily.”
İsteksiz bir baş sallama yaptı, kabul ettiğini ama mutlu olmadığını gösterdi.
“Children are often reluctant to eat vegetables.”
Çocuklar genellikle sebze yemeye isteksizdir.
“He was reluctant to move to a new city for the job.”
İş için yeni bir şehre taşınmaya isteksizdi.
Eş anlamlılar