relevant
//ˈreləvənt//
Çeviri
ilgili, konuyla alakalı
Tanım
Bir konuya, duruma veya tartışmaya doğrudan bağlı olan, onunla mantıksal bir ilişkisi bulunan şeyleri tanımlar. Günlük hayatta bir fikrin, belgenin veya olayın mevcut bağlamla ne kadar bağlantılı olduğunu belirtmek için kullanılır. Örneğin, bir toplantıda gündem dışı konuşmalar 'ilgisiz' (irrelevant) kabul edilirken, doğrudan konuya katkı sağlayan bilgiler 'relevant' olarak nitelendirilir. Bu kelime, akademik yazılardan iş görüşmelerine kadar pek çok alanda karşımıza çıkar ve genellikle bir şeyin önemini veya uygunluğunu vurgular.
Örnek
“Please provide only relevant information in your report.”
Lütfen raporunuzda yalnızca ilgili bilgileri verin.
“The teacher asked a question that was not relevant to the lesson.”
Öğretmen dersle alakalı olmayan bir soru sordu.
“Is this document relevant to our current project?”
Bu belge mevcut projemizle ilgili mi?
“Her experience in marketing is highly relevant for this job.”
Pazarlamadaki deneyimi bu iş için oldukça ilgilidir.
“The judge ruled that the evidence was not relevant to the case.”
Hâkim, kanıtın davayla ilgili olmadığına karar verdi.
“We need to focus on the most relevant issues first.”
Önce en ilgili konulara odaklanmalıyız.
“His comments were not relevant to the discussion.”
Yorumları tartışmayla alakalı değildi.
“The article contains relevant data for our research.”
Makale, araştırmamız için ilgili veriler içeriyor.
“She asked a very relevant question during the interview.”
Mülakat sırasında çok ilgili bir soru sordu.
“Make sure your examples are relevant to the topic.”
Örneklerinizin konuyla ilgili olduğundan emin olun.
Eş anlamlılar