intense
//ɪnˈtɛns//
Çeviri
yoğun
Tanım
Intense, bir durumun, duygunun, rengin veya etkinin aşırı derecede güçlü, derin veya etkileyici olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle fiziksel veya duygusal bir yoğunluğu tanımlamak için kullanılır; örneğin, yoğun bir ağrı, yoğun bir sevgi veya yoğun bir renk tonu. Bu kelime, bir şeyin normalden çok daha fazla enerji, güç veya etki içerdiğini vurgular. Günlük dilde hem olumlu (yoğun bir çalışma, yoğun bir ilgi) hem de olumsuz (yoğun bir acı, yoğun bir stres) bağlamlarda kullanılabilir.
Örnek
“The intense heat of the desert made it hard to breathe.”
Çölün yoğun sıcağı nefes almayı zorlaştırdı.
“She felt an intense pain in her chest after running.”
Koştuktan sonra göğsünde yoğun bir ağrı hissetti.
“His intense gaze made her feel uncomfortable.”
Onun yoğun bakışları onu rahatsız hissettirdi.
“The movie was so intense that I couldn't look away.”
Film o kadar yoğundu ki bakışlarımı kaçıramadım.
“They had an intense discussion about climate change.”
İklim değişikliği hakkında yoğun bir tartışma yaptılar.
“The color of the sunset was incredibly intense.”
Gün batımının rengi inanılmaz derecede yoğundu.
“She experienced intense joy when she saw her family.”
Ailesini gördüğünde yoğun bir sevinç yaşadı.
“The intense training prepared them for the competition.”
Yoğun antrenman onları yarışmaya hazırladı.
“He has an intense personality that draws people in.”
İnsanları kendine çeken yoğun bir kişiliği var.
“The storm was so intense that trees were uprooted.”
Fırtına o kadar yoğundu ki ağaçlar kökünden söküldü.
Eş anlamlılar