implicit
//ɪmˈplɪsɪt//
Çeviri
örtük, üstü kapalı
Tanım
İmplicit, doğrudan ifade edilmeyen ancak anlaşılması gereken, üstü kapalı olan anlam veya durumları tanımlar. Bir şeyin açıkça söylenmemesine rağmen, bağlam, ipuçları veya varsayımlar yoluyla anlaşılmasıdır. Bu kelime, genellikle güven, anlaşma veya iletişimdeki gizli anlamları ifade ederken kullanılır. Örneğin, bir sözleşmede yazılı olmayan ancak taraflarca kabul edilen kurallar "implicit" olarak adlandırılabilir. Ayrıca, matematik ve programlama gibi teknik alanlarda da "örtük" anlamında sıkça geçer.
Örnek
“There was an implicit understanding between them that they would never discuss the incident.”
Aralarında, olayı asla tartışmayacaklarına dair üstü kapalı bir anlaşma vardı.
“Her implicit trust in him was shattered when she discovered the truth.”
Ona olan örtük güveni, gerçeği öğrendiğinde paramparça oldu.
“The instructions were implicit, so many people misinterpreted them.”
Talimatlar üstü kapalıydı, bu yüzden birçok kişi onları yanlış yorumladı.
“In many cultures, respect for elders is an implicit social norm.”
Birçok kültürde, büyüklere saygı göstermek örtük bir toplumsal normdur.
“The implicit bias in the hiring process led to unfair outcomes.”
İşe alım sürecindeki örtük önyargı, adil olmayan sonuçlara yol açtı.
“His implicit criticism of the project was clear from his tone of voice.”
Projeye yönelik üstü kapalı eleştirisi, ses tonundan belliydi.
“The contract includes an implicit guarantee of quality.”
Sözleşme, kaliteye dair örtük bir garanti içerir.
“She gave an implicit nod of approval without saying a word.”
Tek bir kelime etmeden, üstü kapalı bir onay işareti verdi.
“The implicit message in the advertisement was that happiness comes from buying their product.”
Reklamdaki örtük mesaj, mutluluğun onların ürününü satın almaktan geldiğiydi.
“Implicit in his argument is the assumption that everyone has equal opportunities.”
Onun argümanında örtük olarak, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu varsayımı yatmaktadır.
Eş anlamlılar