horizontal

//ˌhɔːrɪˈzɒntəl//

Sıfatlar
B2

Çeviri

yatay

Tanım

Yatay, düz bir çizgi veya düzlem üzerinde, yer çekimi yönüne dik olan ve sağ-sol doğrultusunda uzanan konumu ifade eder. Genellikle bir yüzeyin düzlüğünü, bir cismin duruşunu veya bir grafikteki ekseni tanımlamak için kullanılır. Örneğin, bir masanın üstü yataydır; bir duvar ise dikeydir. Bu terim, geometri, fizik, grafik tasarım ve günlük hayatta sıkça karşımıza çıkar. Bir şeyin yatay olması, onun eğimli veya dikey olmadığı anlamına gelir. Özellikle talimatlarda, mobilya montajında veya düz bir çizgi çizerken bu kavram önem kazanır.

Örnek

  • Please place the shelf in a horizontal position.

    Lütfen rafı yatay bir konuma yerleştirin.

  • The horizontal line on the graph represents time.

    Grafikteki yatay çizgi zamanı temsil eder.

  • He drew a horizontal stripe across the paper.

    Kağıdın üzerine yatay bir şerit çizdi.

  • The table must be perfectly horizontal to avoid spills.

    Dökülmeleri önlemek için masa tamamen yatay olmalıdır.

  • We need to adjust the picture so it is horizontal.

    Resmi yatay olacak şekilde ayarlamamız gerekiyor.

  • The horizontal axis shows the months of the year.

    Yatay eksen yılın aylarını gösterir.

  • A horizontal crack appeared on the ceiling.

    Tavanda yatay bir çatlak oluştu.

  • The drone flew in a horizontal direction over the field.

    Drone tarlanın üzerinde yatay bir yönde uçtu.

  • Ensure the board is horizontal before nailing it.

    Tahtayı çivilemeden önce yatay olduğundan emin olun.

  • The horizontal bars on the fence need painting.

    Çitteki yatay çubukların boyanması gerekiyor.

Eş anlamlılar

düz
enine
ufki
paralel

İlgili kelimeler

alien

yabancı, alışılmadık

Sıfatlar
Toys

Alien, bir ortama veya kişiye yabancı olan, alışılmadık veya uyumsuz nitelikteki şeyleri tanımlar. Bu kullanımda, kelime fiziksel bir uzaylıdan ziyade, bir durum, fikir veya duygunun kişiye tuhaf, tan…

affirmative

olumlu

Sıfatlar

Affirmative, bir şeyin doğru olduğunu onaylayan, kabul eden veya olumlu yönde ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir soruya veya önermeye verilen 'evet' yanıtını belirtir. Örneğin, askeri veya resmi…

reckless

pervasız, dikkatsiz, umursamaz

Sıfatlar

Reckless, bir kişinin eylemlerinin olası tehlikelerini veya sonuçlarını düşünmeden hareket etmesi durumunu tanımlar. Bu sıfat, genellikle risk almaktan çekinmeyen, tehlikeli davranışlar sergileyen vey…

minor

yan dal

İsimler

Minor, üniversite eğitiminde bir öğrencinin ana dalının (major) yanı sıra ikinci bir alanda, daha az sayıda ders alarak elde ettiği akademik uzmanlık derecesidir. Genellikle öğrencinin ilgi duyduğu an…

absolute

mutlak

Sıfatlar

Absolute, İngilizcede 'mutlak' anlamına gelen bir sıfattır. Bir şeyin hiçbir sınırlama, koşul veya istisna olmaksızın tam ve eksiksiz olduğunu ifade eder. Genellikle kesinlik, tartışılmazlık veya evre…

apparent

belirgin, görünür, açık

Sıfatlar

Apparent, bir şeyin kolayca fark edilebilir, anlaşılabilir veya gözle görülür olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle bir durumun, gerçeğin veya özelliğin dışarıdan açıkça belli olması anlamında…

even

eşitlemek

Fiiller

İngilizce 'even' fiili, bir şeyi düz, pürüzsüz veya eşit hale getirmek anlamında kullanılır. Bu kullanımda, genellikle bir yüzeyi düzleştirme, bir skoru dengeleme veya bir durumu adil kılma eylemini i…

exact

tam, kesin, aynen

Sıfatlar

Exact, bir şeyin hiçbir eksik veya fazlası olmadığını, tam ve kesin olduğunu ifade eden bir sıfattır. Genellikle ölçümler, zaman, miktar veya bilgi gibi somut kavramlarda kullanılır. Örneğin, bir adre…

fair

oldukça, epey, hatırı sayılır

Sıfatlar

Fair, bir şeyin miktar, büyüklük veya kalite açısından beklenenin üzerinde, oldukça iyi veya epeyce olduğunu belirten bir sıfattır. Genellikle olumlu bir vurguyla, bir durumun veya nesnenin niteliğini…

fit

nöbet (epilepsi vb.)

İsimler

Fit, tıbbi bağlamda, özellikle epilepsi gibi durumlarda görülen ani ve kontrol edilemeyen kas kasılmaları, bilinç kaybı veya anormal davranışlarla karakterize kısa süreli bir nöbet türüdür. Bu terim,…