grim
//ɡrɪm//
Çeviri
sert, acımasız, kasvetli
Tanım
Grim, genellikle bir durumun, manzaranın veya ifadenin sert, acımasız, kasvetli veya umutsuz olduğunu belirten bir sıfattır. Bu kelime, hoş olmayan, korkutucu veya moral bozucu bir atmosferi tanımlamak için kullanılır. Örneğin, savaşın yıkıcı etkilerini anlatırken veya bir kişinin ciddi ve neşesiz yüz ifadesini betimlerken sıkça tercih edilir. Günlük konuşmada, bir haberin veya olayın iç karartıcı olduğunu vurgulamak için de kullanılabilir. Bu kelimenin başka anlamları da vardır, ancak en yaygın kullanımı bu şekildedir.
Örnek
“The future looks grim for the company after the financial crisis.”
Finansal krizden sonra şirketin geleceği kasvetli görünüyor.
“He gave me a grim look when I asked about the accident.”
Kazayı sorduğumda bana sert bir bakış attı.
“The soldiers faced grim conditions in the trenches.”
Askerler siperlerde acımasız koşullarla karşı karşıya kaldı.
“The news of the earthquake was grim and heartbreaking.”
Deprem haberi kasvetli ve yürek parçalayıcıydı.
“She had a grim determination to finish the race despite the pain.”
Acıya rağmen yarışı bitirmek için sert bir kararlılığı vardı.
“The hospital's grim atmosphere made everyone feel uneasy.”
Hastanenin kasvetli atmosferi herkesi huzursuz etti.
“His grim expression revealed the seriousness of the situation.”
Sert ifadesi durumun ciddiyetini ortaya koyuyordu.
“The forecast for the economy remains grim this year.”
Bu yıl ekonomi için tahminler kasvetli olmaya devam ediyor.
“They lived in grim poverty, struggling to find food each day.”
Her gün yiyecek bulmak için mücadele ederek acımasız bir yoksulluk içinde yaşadılar.
“The movie's grim ending left the audience in silence.”
Filmin kasvetli sonu izleyiciyi sessizliğe gömdü.
Eş anlamlılar