dim
//dɪm//
Çeviri
loş, donuk, zayıf (ışık/parlaklık için)
Tanım
Dim, bir ışık kaynağının veya parlaklığın yeterince güçlü olmadığı, az ışık veren veya net görülemeyen durumları tanımlar. Genellikle loş bir ortam, zayıf bir ışık veya soluk bir renk için kullanılır. Ayrıca mecazi anlamda bir kişinin zekasının veya kavrayışının zayıf olduğunu ifade edebilir, ancak burada en yaygın fiziksel anlamına odaklanıyoruz. Bu kelime, özellikle akşam saatlerinde veya kapalı alanlarda ışığın azaldığı durumları betimlerken sıkça tercih edilir.
Örnek
“The room was too dim to read without a lamp.”
Oda, lamba olmadan okumak için çok loştu.
“She adjusted the dimmer switch to make the lights dimmer.”
Işıkları daha loş yapmak için dimmer anahtarını ayarladı.
“The dim glow of the candle barely lit the hallway.”
Mumun loş parıltısı koridoru zar zor aydınlatıyordu.
“His eyes slowly adjusted to the dim light of the cave.”
Gözleri yavaşça mağaranın loş ışığına alıştı.
“The stars appeared dim through the city's light pollution.”
Şehrin ışık kirliliği yüzünden yıldızlar donuk görünüyordu.
“A dim memory of that day still lingered in her mind.”
O güne dair loş bir anı hâlâ zihninde kalmıştı.
“The old photograph had become dim and faded over time.”
Eski fotoğraf zamanla loş ve solgun hale gelmişti.
“They sat in the dim corner of the café, talking quietly.”
Kafenin loş bir köşesinde oturup sessizce konuştular.
“The headlights of the car were too dim to see the road clearly.”
Arabanın farları yolu net görmek için çok zayıftı.
“As the sun set, the room grew dim and cozy.”
Güneş batarken oda loş ve samimi bir hale geldi.
Eş anlamlılar