brush
//brʌʃ//
Çeviri
çalılık, fundalık
Tanım
Brush, genellikle seyrek ağaçlar ve sık çalılarla kaplı, bakımsız veya doğal haldeki arazi parçası anlamına gelir. Bu tür alanlar, tarıma elverişsiz, engebeli veya kendiliğinden bitki örtüsüyle kaplı bölgelerde yaygındır. Özellikle kırsal veya yabanıl ortamlarda, hayvanların barındığı veya insanların geçmekte zorlandığı sık bitki topluluklarını ifade eder. Günlük kullanımda, bir arazinin temizlenmemiş, çalılarla dolu kısmını betimler.
Örnek
“The hikers had to push through thick brush to reach the clearing.”
Yürüyüşçüler, açıklığa ulaşmak için sık çalılıkların arasından geçmek zorunda kaldı.
“A rabbit darted into the brush when it heard our footsteps.”
Ayak seslerimizi duyan bir tavşan çalılığa daldı.
“They cleared the brush from the backyard to make room for a garden.”
Bir bahçeye yer açmak için arka bahçedeki çalılıkları temizlediler.
“The old farm was surrounded by dense brush and wildflowers.”
Eski çiftlik, sık çalılıklar ve yabani çiçeklerle çevriliydi.
“We got lost in the brush and had to use a compass to find our way.”
Çalılıkta kaybolduk ve yolumuzu bulmak için pusula kullanmak zorunda kaldık.
“The fire spread quickly through the dry brush during the summer drought.”
Yaz kuraklığı sırasında yangın kuru çalılıklar arasında hızla yayıldı.
“Birds often build their nests in the safety of the brush.”
Kuşlar genellikle yuvalarını çalılıkların güvenliğinde inşa eder.
“He cut down the brush with a machete to create a path.”
Bir patika oluşturmak için çalılıkları palayla kesti.
“The children played hide-and-seek in the brush behind the house.”
Çocuklar evin arkasındaki çalılıkta saklambaç oynadı.
“After the storm, the brush was littered with broken branches and leaves.”
Fırtınadan sonra çalılık, kırık dallar ve yapraklarla doluydu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2fırçaBu anlama git
- B1fırçalamakBu anlama git
- B2çalılık(bu sayfa)