brush

//brʌʃ//

Fiiller
B1

Çeviri

fırçalamak

Tanım

Brush fiili, bir yüzeyi temizlemek, düzeltmek veya parlatmak için fırça kullanmak anlamına gelir. Genellikle diş fırçalama, saç tarama veya kıyafet temizleme gibi günlük aktivitelerde kullanılır. Bu eylem, bir fırçanın kıllarıyla nesneye sürtünerek toz, kir veya karışıklığı gidermeyi içerir. Örneğin, dişlerinizi fırçalamak ağız hijyeni için önemlidir; saçınızı fırçalamak ise dolaşıkları açar ve şekil verir. Ayrıca, ayakkabı veya palto gibi eşyaları fırçalamak, onları temiz ve bakımlı tutar. Bu kelime, temizlik ve kişisel bakım bağlamında sıkça duyulur.

Örnek

  • I brush my teeth every morning and night.

    Her sabah ve gece dişlerimi fırçalarım.

  • She brushed her hair gently to remove the tangles.

    Dolaşıkları gidermek için saçını nazikçe fırçaladı.

  • He brushed the dust off his jacket before entering the house.

    Eve girmeden önce ceketindeki tozu fırçaladı.

  • The artist brushed the canvas with broad strokes.

    Sanatçı tuvali geniş darbelerle fırçaladı.

  • Don't forget to brush your dog's fur after the walk.

    Yürüyüşten sonra köpeğinin tüylerini fırçalamayı unutma.

  • She brushed the crumbs off the tablecloth.

    Masa örtüsündeki kırıntıları fırçaladı.

  • He brushed his shoes to make them look shiny.

    Ayakkabılarını parlak görünmeleri için fırçaladı.

  • The child brushed her doll's hair carefully.

    Çocuk, oyuncağının saçını dikkatlice fırçaladı.

  • You should brush your tongue as well for fresh breath.

    Fer bir nefes için dilini de fırçalamalısın.

  • He brushed the snow off his car before driving to work.

    İşe gitmeden önce arabasındaki karı fırçaladı.

Eş anlamlılar

temizlemek
taramak
süpürmek

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.