warn
//wɔːrn//
Çeviri
uyarmak
Tanım
Warn, bir tehlike, sorun veya olumsuz bir durum hakkında önceden bilgi vererek dikkatli olması için birini bilgilendirmek anlamına gelir. Bu fiil, genellikle iyi niyetle yapılan ve karşı tarafı korumayı amaçlayan bir eylemdir. Resmi uyarılardan günlük konuşmalardaki samimi ikazlara kadar çeşitli bağlamlarda kullanılır. 'Warn someone about something' (birini bir şey hakkında uyarmak) veya 'warn someone not to do something' (birini bir şeyi yapmaması konusunda uyarmak) gibi yaygın kalıplarla ifade edilir. Bu kelimenin 'ihbar etmek' gibi farklı bir anlamı da bulunabilir, ancak temel ve en yaygın kullanımı 'uyarmak'tır.
Örnek
“I must warn you that the road ahead is very icy.”
Önümüzdeki yolun buzlu olduğu konusunda sizi uyarmalıyım.
“The weather service warned residents about the approaching storm.”
Meteoroloji servisi, yaklaşan fırtına konusunda sakinleri uyardı.
“She warned her brother not to touch the hot stove.”
Kardeşini sıcak sobaya dokunmaması konusunda uyardı.
“The doctor warned him about the risks of smoking.”
Doktor onu sigara içmenin riskleri hakkında uyardı.
“Signs warn visitors not to feed the animals in the zoo.”
Tabelalar, hayvanat bahçesindeki hayvanları beslememeleri konusunda ziyaretçileri uyarır.
“He didn't listen when I warned him about that unreliable person.”
O güvenilmez kişi hakkında onu uyardığımda dinlemedi.
“The teacher warned the class that the test would be difficult.”
Öğretmen, sınıfa sınavın zor olacağını söyleyerek uyardı.
“My mother always warns me to drive carefully in the rain.”
Annem her zaman yağmurda dikkatli araba kullanmam konusunda beni uyarır.
“The system will warn you if the battery level is too low.”
Pil seviyesi çok düşükse sistem sizi uyaracaktır.
“They were warned of possible delays due to construction.”
İnşaat nedeniyle olası gecikmeler konusunda uyarıldılar.
Eş anlamlılar