trace
//treɪs//
Çeviri
iz, belirti, kalıntı
Tanım
Trace, bir şeyin geçmişte var olduğunu veya gerçekleştiğini gösteren, genellikle küçük veya zor fark edilen bir işaret, kalıntı veya kanıttır. Bu anlamda, fiziksel bir iz (örneğin ayak izi) veya soyut bir belirti (örneğin bir duygunun izleri) olabilir. Bir şeyin varlığına dair küçük ama önemli bir ipucu sağlar ve çoğunlukla geçmişte kalmış bir olayın veya varlığın günümüze ulaşan sonucunu ifade eder. Resmi ve günlük dilde yaygın olarak kullanılır.
Örnek
“The archaeologists found traces of an ancient civilization in the valley.”
Arkeologlar vadide antik bir uygarlığın izlerini buldu.
“There was no trace of the missing keys anywhere in the house.”
Evin hiçbir yerinde kayıp anahtarların izi yoktu.
“A faint trace of a smile appeared on her face.”
Yüzünde hafif bir gülümseme belirtisi belirdi.
“The police are searching for any trace of the suspect.”
Polis, şüphelinin herhangi bir izini arıyor.
“After the fire, only traces of the old building remained.”
Yangından sonra eski binadan sadece kalıntılar kaldı.
“He left without a trace, and no one has heard from him since.”
İz bırakmadan gitti ve o zamandan beri ondan haber alan olmadı.
“The chemical test can detect even the smallest trace of the substance.”
Kimyasal test, maddenin en küçük izini bile tespit edebilir.
“Her voice still held a trace of sadness from the news.”
Sesinde hâlâ haberden kalan bir üzüntü belirtisi vardı.
“We followed the trace of animal footprints into the forest.”
Hayvan ayak izlerinin izini sürerek ormana girdik.
“The old letter was the only trace of their forgotten friendship.”
Eski mektup, unutulmuş dostluklarının tek kalıntısıydı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1iz, belirti, kalıntı(bu sayfa)
- B2iz sürmek, takip etmekBu anlama git
- C1taslağını çizmek, kopyasını çıkarmakBu anlama git