swell
//swel//
Çeviri
şişmek, kabarmak
Tanım
Swell, bir şeyin hacminin veya boyutunun artması, genellikle iç basınç, sıvı emilimi veya iltihaplanma sonucu dışarı doğru genişlemesi anlamına gelir. Bu fiil, fiziksel nesneler (örneğin, süngerin su çekmesi, bir yaranın şişmesi) veya soyut kavramlar (örneğin, duyguların yoğunlaşması, bir grubun büyümesi) için kullanılabilir. Günlük konuşmada sıkça karşılaşılan bu kelime, özellikle tıp, doğa olayları ve duygusal durumlar bağlamında yaygındır. Örneğin, bir fırtına sırasında deniz dalgalarının kabarması veya bir kişinin öfkesinin artması 'swell' ile ifade edilebilir. Eş anlamlıları arasında 'expand' (genişlemek) ve 'inflate' (şişirmek) sayılabilir, ancak 'swell' daha çok doğal veya kendiliğinden oluşan bir büyümeyi vurgular.
Örnek
“Her ankle began to swell after she twisted it.”
Bileğini burktuktan sonra ayak bileği şişmeye başladı.
“The river swelled rapidly after the heavy rain.”
Şiddetli yağmurdan sonra nehir hızla kabardı.
“His heart swelled with pride when he saw his son graduate.”
Oğlunun mezun olduğunu görünce kalbi gururla doldu.
“The sponge swells when it absorbs water.”
Sünger su emdiğinde şişer.
“The crowd swelled to over ten thousand people.”
Kalabalık on bin kişinin üzerine çıktı.
“Her eyes swelled with tears as she listened to the sad story.”
Üzücü hikayeyi dinlerken gözleri yaşlarla doldu.
“The sails swelled in the strong wind.”
Kuvvetli rüzgarda yelkenler şişti.
“The infection caused his lymph nodes to swell.”
Enfeksiyon, lenf düğümlerinin şişmesine neden oldu.
“The music swelled to a dramatic climax.”
Müzik dramatik bir zirveye doğru yükseldi.
“The population of the city swelled during the gold rush.”
Altına hücum sırasında şehrin nüfusu arttı.
Eş anlamlılar