still
//stɪl//
Çeviri
durgun, sakin
Tanım
Still, bu bağlamda hareket etmeyen, sessiz veya sakin anlamında bir sıfattır. Genellikle su yüzeyi, hava veya bir ortamın fiziksel dinginliğini tanımlamak için kullanılır. Ayrıca bir kişinin fiziksel olarak hareketsiz olduğu durumları ifade eder. Bu kullanımda, geçici bir durağanlık veya sessizlik hali vurgulanır.
Örnek
“The lake was completely still in the morning.”
Göl sabahleyin tamamen durgundu.
“She sat still while the artist painted her portrait.”
Sanatçı portresini çizerken hareketsiz oturdu.
“The air was still, and not a leaf moved.”
Hava sakindi ve tek bir yaprak bile kıpırdamıyordu.
“Please hold the camera still for a clear photo.”
Net bir fotoğraf için kamerayı sabit tutun.
“The child lay still in bed, pretending to be asleep.”
Çocuk yatakta hareketsiz yatıyor, uyuyormuş gibi yapıyordu.
“After the storm, the sea became calm and still.”
Fırtınadan sonra deniz sakin ve durgun hale geldi.
“He remained still during the entire meditation session.”
Tüm meditasyon seansı boyunca hareketsiz kaldı.
“The forest was so still that you could hear your own heartbeat.”
Orman o kadar sakindi ki kendi kalp atışını duyabiliyordun.
“Keep your hands still while I measure your arm.”
Kolunu ölçerken ellerini sabit tut.
“The pond's surface was still, reflecting the clouds above.”
Göletin yüzeyi durgundu, yukarıdaki bulutları yansıtıyordu.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2hala, henüzBu anlama git
- B1durgun, sakin(bu sayfa)
- B2yine de, buna rağmenBu anlama git