splash
//splæʃ//
Çeviri
sıçramak, sıçratmak, sıçrama
Tanım
Splash, bir sıvının (genellikle su) ani, düzensiz bir şekilde dağılması veya bir cismin sıvıya çarparak bu dağılmaya neden olması eylemidir. Bu kelime hem fiil (sıçramak/sıçratmak) hem de isim (sıçrama, su sesi) olarak kullanılır. Günlük hayatta bir havuza atlamak, bir bardağa su dökmek veya yağmurun yere düşmesi gibi durumları betimlerken sıkça tercih edilir. Ayrıca mecazi anlamda dikkat çekmek veya bir etkinliğe canlılık katmak için de kullanılabilir (örneğin, 'splash out' ifadesi).
Örnek
“The kids love to splash in the puddles after the rain.”
Çocuklar yağmurdan sonra su birikintilerinde sıçramayı çok sever.
“She accidentally splashed water on her shirt while washing the dishes.”
Bulaşıkları yıkarken yanlışlıkla gömleğine su sıçrattı.
“A big fish splashed near the boat, startling everyone.”
Büyük bir balık teknenin yanında sıçrayarak herkesi korkuttu.
“He made a huge splash when he jumped into the pool.”
Havuza atladığında büyük bir su sıçraması yaptı.
“The mud splashed onto my jeans as the car drove through the puddle.”
Araba su birikintisinden geçerken çamur kot pantolonuma sıçradı.
“I heard a splash and knew someone had fallen into the river.”
Bir sıçrama sesi duydum ve birinin nehre düştüğünü anladım.
“The chef splashed olive oil into the pan before adding the garlic.”
Aşçı, sarımsağı eklemeden önce tavaya zeytinyağı sıçrattı.
“The children splashed each other with water guns all afternoon.”
Çocuklar bütün öğleden sonra birbirlerine su tabancalarıyla su sıçrattılar.
“A single splash of red paint transformed the entire canvas.”
Tek bir kırmızı boya sıçraması tüm tuvali dönüştürdü.
“The new movie made a splash at the box office, earning millions in its first week.”
Yeni film gişede büyük yankı uyandırdı ve ilk haftasında milyonlar kazandı.
Eş anlamlılar