spirit
//ˈspɪrɪt//
Çeviri
ruh, can
Tanım
Spirit, bir canlının, özellikle bir insanın, bedeninden ayrı düşünülen, ölümsüz olduğuna inanılan manevi ve soyut yönünü ifade eder. Bu anlamda, kişinin duygularını, karakterini, yaşam gücünü veya özünü temsil eder. Genellikle din, felsefe ve günlük konuşmalarda, fiziksel bedenin ötesindeki varlığı tanımlamak için kullanılır. Örneğin, birinin 'ruhu sıkılmak' veya 'canı istememek' gibi ifadelerde bu anlam görülür. Bu kullanım, madde karşıtı, görünmez bir içsel güç veya varlık fikrini taşır.
Örnek
“Many cultures believe that the spirit lives on after the body dies.”
Birçok kültür, beden öldükten sonra ruhun yaşamaya devam ettiğine inanır.
“She has a very kind and gentle spirit.”
Onun çok nazik ve yumuşak bir ruhu var.
“The old house felt empty, as if it had lost its spirit.”
Eski ev bomboş hissettiriyordu, sanki ruhunu kaybetmişti.
“He played the music with great passion and spirit.”
Müziği büyük bir tutku ve canlılıkla çaldı.
“After the accident, her fighting spirit helped her recover quickly.”
Kazadan sonra, onun mücadeleci ruhu hızla iyileşmesine yardım etti.
“The ceremony was held to honor the spirits of our ancestors.”
Tören, atalarımızın ruhlarını onurlandırmak için düzenlendi.
“I feel a peaceful spirit in this garden.”
Bu bahçede huzurlu bir ruh hissediyorum.
“His spirit was broken after the continuous failures.”
Ardı ardına gelen başarısızlıklardan sonra ruhu kırılmıştı.
“The team showed excellent team spirit throughout the competition.”
Takım, yarışma boyunca mükemmel bir takım ruhu sergiledi.
“She said the quiet prayer to lift her own spirit.”
Kendi ruhunu yükseltmek için sessizce dua etti.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1ruh, can(bu sayfa)
- B2ruh hali, moralBu anlama git
- C1öz, esas, ruh (bir şeyin)Bu anlama git