soak
//soʊk//
Çeviri
ıslatmak, suya batırmak
Tanım
Soak, bir şeyi sıvı içinde tamamen veya kısmen bekletme eylemini ifade eder. Genellikle bir maddenin sıvıyı emmesi veya yumuşaması amacıyla yapılır. Örneğin, bulaşıkları yıkamadan önce suda bekletmek veya bir kumaşı leke çıkarıcı solüsyonda ıslatmak bu fiille anlatılır. Günlük kullanımda ayrıca bir kişinin yağmurda çok fazla kalarak tamamen ıslanması durumu için de kullanılır. Bu kelime, hem bilinçli bir eylemi (bir şeyi suya koymak) hem de sonuç olarak ortaya çıkan durumu (ıslanmak) kapsar.
Örnek
“I need to soak the beans overnight before cooking them.”
Fasulyeleri pişirmeden önce bir gece suda bekletmem gerekiyor.
“She soaked her feet in warm water after the long walk.”
Uzun yürüyüşten sonra ayaklarını sıcak suda bekletti.
“The heavy rain soaked my clothes completely.”
Şiddetli yağmur kıyafetlerimi tamamen ıslattı.
“You should soak the dirty dishes in soapy water for easier cleaning.”
Kirli bulaşıkları daha kolay temizlemek için sabunlu suda bekletmelisin.
“The sponge soaked up all the spilled milk.”
Sünger dökülen sütün hepsini emdi.
“He soaked the label off the jar by leaving it in water.”
Kavanozun etiketini suda bekleterek çıkardı.
“We got soaked in the sudden thunderstorm.”
Ani gök gürültülü fırtınada sırılsıklam olduk.
“The recipe says to soak the almonds for at least eight hours.”
Tarif, bademleri en az sekiz saat suda bekletmeni söylüyor.
“She let the bread soak in the egg mixture before frying it.”
Ekmeği kızartmadan önce yumurta karışımında bekletti.
“The towel soaked up the water from the floor.”
Havlu yerdeki suyu emdi.
Eş anlamlılar